Ne kendimi, ne de o karışık, çirkin, tuhaf geçmişimi unutabildim. Gelecek ise daha karanlık görünüyordu gözüme. Her gün yanı başımda o uzak karlı dağları, görkemli güzelliğiyle o mutlu kızı görüyordum. Dünyada ondan başka hiçbir şey mutluluk veremeyeceğini, ama yine de o kızın benim için yaratılmadığını biliyordum. Durumumun en korkunç olan en acı, ama yine de en tatlı yanı, onu duyuşum, anlayışım, onun ise beni hiçbir zaman anlamayacağını kesinlikle bilmemdi. Onun beni anlamaması benden aşağı bir yaratık oluşundan değil, tam tersine beni anlamak zorunda olmayayışındaydı. Mutluydu o...