"İçimizde hep, neyin doğru neyin yanlış olduğu duygusu vardır. Bu görüş tabii ki görecedir ve yalnızca insanın yaşına ve deneyimlerine değil, ekonomik, sosyal ve politik değişikliklere de bağlıdır..."
"... Örneğin, yaşamın kronolojik aşamaları ve bunlarla bağlantılı kişilik değişimleri bağlamında, biz hep içinde bulunduğumuz aşamadaki davranışlarımızın, diğer tüm aşamadakilerden üstün olduğuna inanmayı yeğleriz. Bu yüzden orta yaşlılar, daha genç kuşakları denetlemeleri, yaşlılara da katlanmaları gerektiğini düşünürler. Gençler, yaşlı birine güvenmez ve inanmazlar. Yaşlılar da dünyayı mahvetmekte olan gençlere korku ile bakarlar."
"Sürekli değişiriz. Düşünce, davranış ve yaklaşımlarımızın büyük bölümü yıllar içinde değişir. Tüm bu değişiklikler gerçekleşirken, değişim sürecinin nadiren farkına varırız."
"Kendimize benzeyenleri arayıp bulmak isteriz. Bize benzemeyenler bizi tedirgin eder. Onlarla iletişim kurmak istemediğimiz gibi, bunu nasıl yapacağımızı bile bilemeyiz. Ne var ki kendi sürümüzün içindeki beraberlik, aynılığın biteviye yinelenişidir, bitmeyen bir nöbetin tekrarıdır. Teklik düzenini empoze ederiz. Herkesin aynı biçimde düşünmesin ve davranmasını isteriz. Biraz bireysellik, benzersizlik gösterenlere tahammül edemeyiz. Canımız sıkılsa bile gruba boyun eğeriz. Aşma özlemi duyduğumuz sınırları aşmaya cüret edemeyiz. Aşmak isteyip de aşmaya cüret edemediğimiz bu sınırları da aslında kendimiz koyarız. Bireysel özellikleri kavramak için onları kıyaslamak gerekmez. Kıyaslama dar ufuklu bir benlik temeline dayalıdır, ,dünyayı ve deneyimlerini biriktirmeye ve düzenlemeye yönelik etnosantrik bencil bir girişimdir."