“Tektip tüketim ürünleri üretir gibi insan davranışı üretmek, makineleri şartlandırır gibi tepki taslakları ortaya koymak, ticari mal üretir gibi standart bireyler yaratmak..
Peki, anti-demokratik totaliter rejimlerin nüfusu tek yönetimde toplama ve ideolojik koşullama gibi uygulamaları olduğunu düşünürsek, bu türden bir üretim sürecinin bizi kaygılandırmasının sebebi aynı zamanda totaliterlik ütopyasının hedefleniliyor olmasından çekinmemiz olabilir mi?
1970'lerde eleştirel düşüncenin önemli bir kısmının yaptığı gibi, totaliter yaklaşımın liberal demokrasilerin ve pazar toplumlarının temelinde gizliden gizliye ve yavaş yavaş ilerlediğini atlamamak gerekir. Kitle kapitalizmi standart davranışlar üretir: Bireyleri bol şekerli bir kültüre batırır, tüketim koşullarını tektipleştirir, insan arzularını normalleştirir. Herkes herhangi bir nesneye sahip olduğu an itibarıyla kendini olmuş bitmiş, bir bütüne uyum sağlamış ve son derece demokrat hisseder. Bu hissin yanında bir de herkesin ticari olarak peşinde olduğu bir arzu nesnesinin sahibiyse kendi tekilliğini belirlediğini sandığı en ufak bir değişkeni genelleştirilmiş konformizme bağışlayarak bu nesneyi teşhir edebilir.”