Noêsis noêseôs

Noêsis noêseôs
@Noesisnoeseos
“Tektip tüketim ürünleri üretir gibi insan davranışı üretmek, makineleri şartlandırır gibi tepki taslakları ortaya koymak, ticari mal üretir gibi standart bireyler yaratmak.. Peki, anti-demokratik totaliter rejimlerin nüfusu tek yönetimde toplama ve ideolojik koşullama gibi uygulamaları olduğunu düşünürsek, bu türden bir üretim sürecinin bizi kaygılandırmasının sebebi aynı zamanda totaliterlik ütopyasının hedefleniliyor olmasından çekinmemiz olabilir mi? 1970'lerde eleştirel düşüncenin önemli bir kısmının yaptığı gibi, totaliter yaklaşımın liberal demokrasilerin ve pazar toplumlarının temelinde gizliden gizliye ve yavaş yavaş ilerlediğini atlamamak gerekir. Kitle kapitalizmi standart davranışlar üretir: Bireyleri bol şekerli bir kültüre batırır, tüketim koşullarını tektipleştirir, insan arzularını normalleştirir. Herkes herhangi bir nesneye sahip olduğu an itibarıyla kendini olmuş bitmiş, bir bütüne uyum sağlamış ve son derece demokrat hisseder. Bu hissin yanında bir de herkesin ticari olarak peşinde olduğu bir arzu nesnesinin sahibiyse kendi tekilliğini belirlediğini sandığı en ufak bir değişkeni genelleştirilmiş konformizme bağışlayarak bu nesneyi teşhir edebilir.”
Sayfa 83
Reklam
“Çağdaş demokrasi her şeyden önce basitçe hukuki eşitliğe indirgenemeyecek sosyal bir eşitlik anlayışını esas alır, Fırsat eşitliği eğilim ve arzu yönünden herkesin birbirine benzer kabul edilmesidir. Zenginlik, miras ve soyun, Eski Rejim toplumlarında olduğu gibi, farklı bir ahlaki yapı (êthos) ya da kendine özgü görevler dayațamaz olmasıdır. Kendi değer ve âdetleri olan toplumsal sınıfların ve soyağaçlarının sonudur. Insanlık herkesin aynı avam eğilimlerle kıpırdandığı tek bir topluluk oluşturur. Nietzsche'nin kâbusu: Kuma dönüşen insanlık. "Benzerleriyle birlik olma duygusu baskın çıktıkça insanlar tektipleşiyorlar, tektipleştikçe de her türlü farklılığı ahlaksızlık olarak algılıyorlar. Böylelikle insanlık kumu ortaya çıkmış oluyor: Hepsi birbirine fazlasıyla benzer, çok küçük, çok yuvarlak, çok birlikte ve çok sıkıcı.”
Sayfa 82
Bu anlamda eleştirel demokrasi diğer sistemler gibi bir yönetim rejimi değil, siyasal öznenin etik yapılandırmasıdır: Bireysel bendeki psikolojiden ve ruhun metafiziğinden yola çıkarak herkesteki yapısal itaatsizlik ihtimalini temsil eder.
Başkaldırı kendiliğinden olmaz. Artık göz yumulamayanın deneyimi toplumsal bir gerçeklik olana dek koyulaştığında, hassaslaşıp bulaşıcı bir hale gelen birlikte başkaldırma isteğini ortaklaşa hareket duygusundan kavrayıverir.
Sayfa 15
Demokrasi yalnızca "iyi" olarak tanımlanabilecek yargılama ve usül uygulamaları, özgürlüklerin savunulması, çoğulculuğun kabulü ve çoğunlukçu düzenlemelere saygıdan müteşekkil kurumsal bir kalıp değildir. Böyle olmakla birlikte demokrasi aynı zamanda herkesin kalbinde yer alan bir ahlaki gerilimi, politikayı yeniden sorgulama zorunluluğunu, halk hareketini, özellikle içrek kendiliğe ters düşen basit bir "imaj kaygısı" olmadan, evrensel bir adalet ilkesi içeren politik kendilikten yola çıkarak, dünyanın seyrini anlama manasını da içerir.
Sayfa 15
Reklam