Eskiden tahayyül ettiği şekliyle ortak saadet ve yaşam zevki ham hayaldir. ve insanın hakikati, gerçek saadeti onda değildir. Acısını yener, mahvına yol açabilecek şeye katlanır, yıkılanı tekrar ayağa diker.
Kötülüğün istemeden, yanlışlıkla ve sezilmeden, hatta insan karşısındakine iyilik etme niyetiyle çırpınırken yapıldığı olmaz mıydı? Galiba her kalp diğerlerinden farklı olduğu için böyle oluyordu: Kimi iyiliği alıp tastamam kendi gereksinimi için harcıyor ve iyiden kimseye bir şey kalmıyordu: kimi kalpse kötüyü bile kendine ve başkasına yarayacak iyiye ve güce dönüştrmeye kadirdi