Daha doğmamış olan, sonsuza dek ayrıldı ölenden, söz koptu yürekten, suret unuttu yüzü. Kırmızı bir perde gibi gerildi kan, ölümle yaşam arasına... Bunun içindir ki hep eksik, hep tamamlanmamış kalacak hayatımız...
Belki de bizim sessizlik sandığımız, hayatın son dakikalarının sesidir. Bazen bir çığlık, bazen bir çağrı, bazen bir ezgi gibi işitilen... Hep yanıtsız, hep tamamlanmamış kalan... Sahi, bizler nasıl ölüyoruz?