Bir ülkede, ey Halîfe, askerin elinde silah bulunmasa, çarşılarda ticaret işlemez hâle gelse, tarlalar ve bahçeler ziraattan kalsa o ülke yine de yaşar; ama eğer bir ülkeyi yönetenler adalet ve hukuka uygun davranmazsa, vazifeler hak etmeyen insanların elinde olursa, din bozulur, ahlak bozulur ve ülke batar. Dünyayı kuvvet ve kanunlar değil, Allah'ın koyduğu güzel ahlak ve vicdan idare eder, unutma. Bunun için kime vazife verdiğine, kimi iş başına getirdiğine dikkat et. Bilirsin ki, hak etmeyen kişiye makam vermek, hazine değerinde inciyi bataklığa atmak sayılır.
Gel ey Kutlu Sevgili, gel, sevmeyi unutan kalplere sevgiyi hatırlatmak üzere gel!..
Gel, bir huzmecik olsun girsin asi ve kararmış kalplerimize nurundan da, sonra orada tutuşsun, yansın, yansın, sonra yaksın her bir zerremizi, aşkının nuru ile kavursun varlığımızı.
Gel ey sevgili, gel, gel yeter de her şeyim sen olsun şu dünyada ve olmasın sen olmayan dünya da…
İnsanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız! İnsanlar! Yaşayan ölür, ölen fenâ bulur, olacak olur. Yağan yağmurlar ve biten otlar, rızıklar ve azıklar, babalar ve analar, diriler ve ölüler, toplular ve dağınıklar; işaret üstüne işarettir bunlar... Çocuklar doğar, anaların babaların yerini tutar. Sonra hepsi mahvolur gider. Dikkat edin, söylediklerime kulak verin! Gökte haber var; ve yerde ibret alacak şeyler! Yeryüzü serilmiş bir döşek, gökyüzü yüksek bir tavan. Yıldızlar yürür, denizler durur. Gelen kalmaz, giden gelmez.