“…beni yazmayı becerirsen, bir daha asla
seninle birlikte olamam. Beyin hücrelerinin basamaklarında bir gölge, sıkıcı eski bir hayalet haline gelirim ve senin için yalnızca
bir düşünce olma fikrine dayanamam.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İlahiliğin varlığını kanıtlamanın zor olduğuna inananların çoğunun nedeni budur. Duyulara hitap eden şeylerin ötesine
kaldırmazlar zihinlerini, herhangi bir şeyi önce şeklini hayal edip sonra düşünmeye o kadar alışkınlardır ki -oysa bu yalnızca maddi nesneler için yapılabilir- hayal edilemeyen bir şey aniaşılamaz bir şeydir onlar için. Filozofların bile öğretilerinde, önce duyulardan geçmeyen hiçbir şey
zihne geçiş yapamaz diye kural koymasında da açıktır bu oysa ilahi kavramı buralarda yer bulamaz kendine. Bana
öyle geliyor ki bu kavramı hayal gücünü kullanarak anlamaya çalışanların yaptıklarının sesleri duymak ve kokuları
koklamak için gözlerini kullananlardan farkı yoktur.
-Rene Descartes. Discourse de la Methode
Tamamen kendi başınasın. Dışarıdan yardım yok, bir tek boş
günün yok. Sürekli şunu giymek, bunu giymek zorundasın. Dayanılması
imkansız bir sıkıntı. Monotonluk, şizofreni. Her gün insanların zihinlerinde hırpalanıyor olmak, yanlış anlaşılmak, küçültülmek,
aşağılanmak. Ve tüm bunlara karşın bir teşekkür bile almamak.
Asla . . . "