Ulkuculere dair okudugum ilk kitap. Yazik! Vatanin gencecik evlatlarinin zamanini, emegini, beynini, enerjisini, canini vatan millet sakarya diye kandirarak almislar. Yok komando kamplari adi altinda kendine asker yetistirmeler, yok universite basmalar, adam dovmeler… bir de yazar bunlari gurur duyulacak biseymis gibi anlatiyor. Turkiye tarihinin en yuz kizartici donemlerinden biriymis anladigim kadariyla. Insanlar sag sol ayagini birbirini öldurmus bir hic icin. Bunu yapana kadar keske vatana millete daha hayirli olacak seylerle ugrassalarmis ilim bilim, uretim.
Ayrica yazarin bazi yorumlarini pek bir kibirli buldum. Ahmet Nejdet Sezerden bahsederken , “Tasra Hakimi” demesi melesa. Hayirdir nesi var tasranin? Vatana gelmis hizmet etmiste hata mi etmis? Buyuk sehirlerde yasayinca, oralarda hizmet yapinca mi adam olunuyor?
Kitabin cocugunlugu yazarin kendi yorumu , kendi dusuncesinden ibaret. Hic bir kanit, delil, alinti yok. Bahceli hakkinda soyledikleri zaten herkesin bildigi seyler. Bu kitabin bana tek katkisi Rahsan Ecevit’i daha yakindan tanima istegi uyandirmasi cunku kadin zamaninda ulkuculer hakkinda cok hakli bir yorum yapmis:) o yorumu yapan bir kadin bos olamaz. Ellerinden opuyorum, rahat uyu Rahsan Hanim.
Fazla Bati’ya gidersen, geri Dogu’ya dusersin.
Dogululuk, Bati’nin dilini kendi dilin sanmaktir. Agzini acip Bati’ya hayran hayran bakarken, dilini yutarsin… Ya da alemin dili seni yutar…