Elveda Kyk,
Elveda çamaşır sırası,
Elveda alt ve üst katımdaki ayılar,
Elveda kavram haritası dışında ders işlemeyen hocalar,
Elveda uzaktan eğitim,
Elveda 45 dakikada gelmeyen sıcak su,
Elveda iğrenç Kyk Wifi'si,
Elveda çıkar uğruna kurulan dostluklar,
Elveda gece 11 giriş saati,
Elveda 6 kişilik odam,
Elveda Ereğli'm...
Öğretmenim artık😎
Ve bitti!
Öyle bir ikilemdeyim ki şimdi...
Bir tarafım neden bu kadar geç kaldım diyor, bir tarafım nereden okudum seni!
Ben şimdi nasıl unuturum okuduklarımı ve nasıl devam ederim eskisi gibi!
Nereden başlayacağımı, nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Okurken nasıl okuyacağımı da bilemedim. Dinlene dinlene okudum eseri. Daha iyisi gelmedi elimden. Araya beş farklı kitap soktum okuma sürecimde. Ancak onlar dağlayabildi eserle birlikte yanan yüreğimi...
Öncelikle şunu söyleyeyim!
Ne olur spoiler vermeden incelememi beklemeyin bu eserden beni. Zira her şeyi paylaşacak kadar duygu yüklüyüm şimdi.
Gazap Üzümleri
Bir kahramanın ailesinin yanına dönüşü ile başlıyor eser.
Bazen hayat öyle bir yere sürükler ki seni, istesen de dönemezsin. Dönsen de bıraktığın gibi bulamazsın. Her şey değişir zamanla... Ve birçok şey hep eskisinden daha kötü olur.
"Uykuyla dinlenemeyecek kadar yorgunum artık." (s. 314)
Eserde en çok geçen kelime budur belki de: yorgunum. Mücadele etmek yoruyor insanı. Açlıkla mücadele etmek, sevdiklerinin kaybıyla mücadele etmek, sorumlu olduğun insanlar için mücadele etmek...
Ekonomik kriz yılları, bankalar tarla sahiplerini borçlandırıp ellerindeki toprakları almışlar, geriye yalnızca umutları kalmış: Batı'ya gidip üzüm tarlalarında, şeftali tarlalarında çalışmak... İnsan her şeyi olmadan yaşayabilir, umudu olmadan yaşayamazmış. Peki umut her zaman yaşatmaya yeter mi?
Joad ailesinin hikayesi bu...
Küçük ama sıcak hayalleri olan, yegane arzusu çalışmak, küçük bir ev ve toprak sahibi olmak olan geniş bir ailenin hikayesi.
Giderek daralan bir ailenin hikayesi...
İnsanın doğduğu, anne babasının doğduğu, çocukluğunun geçtiği topraklardan ayrılmak zorunda kalması oldukça zor değil midir? Bazen gözler hep arkada kalır, ya eski topraklarında ya eski zamanlarında. En
90 yaşına gelmiş yapayalnız bir adamın hayat hikâyesini okuyoruz. Bunun sebebi nedir bilinmez karakterimiz 500lü sayılara kadar birlikte olduğu kadınların sayısını bir kenara yazdığını, bir yerden sonra kendi kafasından devam ettiğini belirtmiş. 90 yaşına geldiğinde ise hala kendine dur dememiş ve kendine şöyle aynada bir bakmadan bakire bir genç kız arayışına girmiş.
Kitapta kesinlikle pedofili var. 90 yaşındaki bir adamla 14 yaşında bir çocuktan bahsediyoruz. Nasıl yok?
Kitabın adıyla içeriğinin çok bir alakası olmasa da, hüzünlü olanın orospular değil, ana karakter olduğunu söyleyebiliriz.
Kitapta eğer 14 yaşında bir çocuk değil de en azından 18 yaşında bir kızdan bahsediliyor olsaydı belki karakteri olumlama şansımız olabilirdi fakat ben yazarın 14 yaşını seçmesinin özellikle olduğunu düşünüyorum.
Bu açıdan değerlendirirsem eğer ki burada artık ölümüne ramak kalan bir insanın son çırpınışlarını görüyoruz. Hayatı boyunca aşkı tatmamış, aşka doymamış bir insan hissettiği sapıkça duygulara "aşk" diyor. Kıza dokunmamış olması aşık olduğu anlamına değil, dokunamadığı anlamına geliyor, sadece bu.
90 yaşına bile gelsen gençken içinde barındırdığın pislik duygulardan kurtulamıyorsun. Son nefesinde bile aynısın(Karakterin daha önce çocuk yaştaki hizmetlisiyle birlikte olduğunu da okuyoruz.).
Ben kitaba tamamen farklı bir pencereden baktım. Ana karakterin duygularında samimi olduğuna da inandım. Ama karakter kendine samimi değildi, yaşadığı şeyi aşk sanıyordu. Ama yaşadığı şey çaresizlikti. Lakin gerçekten aşk olsaydı derdi, bunu 14 yaşındaki bir çocukta bulmazdı.
Kitabın sürükleyiciliği gerçekten iyiydi. Yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu. Şimdiden yazar hakkında belli başlı izlenimler edindim. Müstehcen konuları ve bu konularda yazmayı oldukça seviyor.
Kitabı