Soren

Soren
@NotAvailable
cismi fikrine yetişemeyen biriyim maalesef
Korku - Merak İlişkisi
Bilimin korkuyla ilgili en önemli keşfi ise, korku nedeniyle ortaya çıkan fiziksel belirtilerin -vücudun kendini savunmak için ürettiği kimyasal maddeler anlamında- merak nedeniyle ortaya çıkanlardan yalnızca miktar bakımından farklılık gösterdiği olmuştur. Korkunun yerle bir ettiği insanların, kendilerini herhangi bir meraka kaptırarak, onları bütünüyle kendine çeken belli bir hedefe sabitlenerek korkularından kaçmayı ya da onları unutmayı nasıl başardıkları, bu sayede nasıl olup da müthiş cesurmuş gibi davranabildikleri böylece daha anlaşılır hale gelir. Korkunun derinlerdeki kökleri merakınkilerle bağlantılı olduğuna göre, kimsenin hayatın her alanında aynı değişmez cesaretle doğmamış olması, insanların kendilerine has ödlekliklerinden ömür boyu kurtulamayacakları anlamına gelmez.
Sayfa 203 - Bölüm 10: İnsanlığın, Korkularından Kurtulmak İçin Yeni Korkular İcat Edişi
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Insanlığın giderek artan bir yüzdesi, gökyüzünden onları seyreden atalarının neler düşüneceğini ya da tarih kitaplarında kendileri için neler söyleneceğini değil, başkalarının onlar hakkındaki düşüncelerini dert ediyor; her eylemlerinin, kendilerini tanıyan ve tanımayan kişiler tarafından her Allahın günü nasıl eleştirilip yargılanacağıyla ilgileniyor. Modern çağın kâbusu, kötü izlenim bırakmak. Modern çağın arafı, kişisel şöhret. Bir toplum kendisini ne ölçüde demokratik görürse bu şöhret o ölçüde önem kazanır ve başkalarından gelecek en ufak eleştiriye duyulan korku o ölçüde saplantı haline gelir:
Sayfa 193 - Bölüm 10: İnsanlığın, Korkularından Kurtulmak İçin Yeni Korkular İcat Edişi
*Trajikomik Bir Tarih*
Bilimsel doğruların zaman zaman karanlıkta kalabileceğini, insanlık ancak acı bedeller ödeyerek öğreniyor. İşte tıp tarihinden, trajikomik bir kesit. 19. yüzyıla kadar, hastalıkların mikroplardan kaynaklanabileceği — yani bir kişiden diğerine ya da cansız nesneler aracılığıyla bulaşabileceği — fikri bilim dünyasında ciddiye alınmazdı. Kadın doğum uzmanı Ignaz Semmelweis bu kör inanca ilk ciddi darbeyi vuranlardan biri oldu. Gözlemleri çarpıcıydı: Otopsiden çıkan tıp öğrencileri, ellerini yıkamadan doğumlara giriyor; bu doğumlarda anne ölümleri, sadece hemşirelerin yer aldığı doğumlara kıyasla çok daha fazlaydı. Ellerini antiseptik solüsyonla yıkayanların katıldığı doğumlarda ise ölüm oranları yüzde beşe düşüyordu. Ancak Semmelweis’in çağının ötesindeki bu tespiti, dönemin bilim camiası tarafından alayla karşılandı. Ona şarlatan dendi, dışlandı ve sonunda bir akıl hastanesine kapatıldı. Orada gardiyanların uyguladığı şiddet sonucu elinde oluşan yara kangrene dönüştü ve Semmelweis bu enfeksiyonla, kendi önlemeye çalıştığı türden bir ölüme kurban gitti. Yaklaşık 20 yıl sonra Louis Pasteur, şarap ve bira üzerine yaptığı çalışmalarla mikroorganizmaların varlığını bilimsel olarak kanıtladı. Bu keşif, cerrah Joseph Lister’ın dikkatini çekti. Lister, 1870’li yıllarda antiseptik uygulamaları geliştirerek ameliyat öncesi aletlerin dezenfekte edilmesini sağladı. Ancak onun bile fikirleri, dönemin saygın tıp dergilerinde “halkın inanmasına gerek olmayan teoriler” olarak küçümsendi. Yine de Lister’ın kaderi daha şanslıydı: Akıl hastanesine kapatılmadı, aksine İngiltere kralının sağlık danışmanı oldu. Yine de antiseptik uygulamaların yaygınlaşması için bile büyük bir trajedi gerekmişti: Taç giyme töreninden hemen önce, apandisit ameliyatı olan kralın ölümü.
seni sevdim çünkü determinizm bunu gerektirdi
seni sevdim çünkü görebilidiğim 0.00001 milyar kadının tanışabildiklerimin, konuşabildiklerimin, yaşıma uygun olanlarından beni isteyebileceklerin içinde sen optimumdun. seni sevdim çünkü rasyoneldi. seni sevdim çünkü determinizm bunu gerektirdi. #ekşiden