Türkiye'ye özel bir durum da, kendi acımızı ve zorlanmamızı daha büyük gördüğümüz için karşımızdaki kişinin zorlanıyor olabileceğini kabul etmek istemememiz. Halbuki bu bizimle ilgili bir durum değil. Herkes kendi acısını tek başına yaşıyor. Anlatan da anlatmayan da. Biz aslında, kişilerin acılarını ifade edebilme becerisini kıskanıyoruz. Bu kıskançlığı kendimize itiraf edebilirsek sorunun onların acı çekmesi olmadığını anlayacağız.
Şahsi görüşüm, herhangi bir konuda zorlandığınızı beyan etmek zorunda kalmışsanız eğer, bu beyana rağmen yine sizi yargılamaya, zorlamaya devam ediyorsa kişiler, o ilişkiden pek hayır gelmeyeceği. Ruh halimiz iyi değilse, kendimizi bu tür ilişkilerden korumak zorundayız. Herhangi bir insan için geçerli olan bu doğru, depresyona yatkın insan için çok daha elzem. Diğer yandan, ruh hali iyi olmayan kişi kendisini ona zarar veren ilişkilerden korumakta daha çok zorlanıyor, bu bir kısır döngü.
Sabah yataktan çıkmaktan korktuğumuzda, içimizdeki çocuk aslında şuna benzer şeyler söylemektedir bize: "Beni zorla işe/okula/ herhangi bir yere götürdün, hatta sürükledin ve orada da beni istemediğim şeyler yapmaya mecbur bıraktın. Başkalarını mutlu etmek için bana acımasız davrandın. İhtiyaçlarımı umursamadın, görmezden geldin. Duygusal olarak aç bırakıldım, baskı gördüm, çok yoruldum. Artık bunu yapmaya devam edemeyeceğim. Dinlenmeye ve şefkate ihtiyacım var."