Gururumu da usulca ayakkabılarımın yanına bırakıp
içeri girdim. Apartmandaki nem kokusu da geride kalmıştı. İçerisi yaşlı insanların evine has elemle karışık havasızlık kokuyordu. Koyu renk mobilyaların eskimiş yüzleri, onlarca yıl öncesinden kalmış renkli küllükler, köşede püskülleri yer yer sökülmüş bordo kadife şapkalı abajur… Bütün bu eşyalardan bağımsız, yakılan cezaevlerindeki yanık insan kokusu burnumdayken söze girdi kadın...