Bu yüzden şimdiden kendinin içindeki bu ufacık yerde inzivaya çekilmeyi unutma, hiçbir şey dikkatini dağıtmasın, sabırsızlanma, işlerini özgürce yürüt ve her şeyi bir adam, bir insan, bir yurttaş, ölümlü bir canlı olarak gör. Fakat elinin altındaki ilkelere şu ikisini de ekle: Birincisi, şeyler ruha temas etmez, daima onun dışında ve hareketsizdirler; bütün kaygıla rımız içimizdeki düşünceden doğar. İkincisiyse gördüğün hemen hemen her şey kısa sürede değişecek, hatta artık var olmayacak. Böyle ne kadar çok değişikliğe bizzat şahit olduğunu hiç aklından çıkarma. Dünya değişimdir, yaşamsa kanaat.
İçindeki güç doğayla uyum sağladığında, olup bitenleri karşılayıp düzeltme konusunda bize bahsedilen ve gerçekleşmesi muhtemel şeylerle de uyum sağlar. Belirlenmiş hiçbir maddeye bağlı değildir. Bir yandan hızla ilk hedeflerine doğru hareket eder, diğer yandan ise karşısına çıkan maddeyi de kendisinin kılar, tıpkı ateşin içine atılan her şeye üstün gelmesi gibi. İçine atılanlar ateşin sadece ufak bir kandil kadarını söndürür, ama parıl parıl yanan ateş içine atılan her şeyi çabucak kendine uygun hale getirir, tüketir ve böylece harlanır.
Bir kişi çok uzun yaşasa da çok kısa yaşasa da aynı şeyi yitirir. Bu da şimdiki zamandır ve insan sadece bundan mahrum olabilir; nihayetinde insan yalnızca buna sahiptir ve hiç kimse sahip olmadığı şeyi yitiremez.
Evrenin doğası yetenek ve güçten yoksun değildir, herhangi bir yerde iyik ve kötülükler ayrım gözetmeksizin hem iyi, hem de kötü insanların başına gelir. Gerçekten de ölüm ve yaşam, şöhret ve tanınmamışlık, acı ve zevk, zenginlik ve fakirlik, bunla rin hepsi hiçbir ayrım gözetmeksizin hem iyi hem de kötü insanların başına gelir. Çünkü bunlar ne onurlu ne de utan vericidirler. Yani ne iyidirler ne de kötü.