Buğday ve keçiler yaklaşık MÖ 9000’de, bezelye ve mercimek 8000, zeytin ağaçları MÖ 5000, atlar 4000 ve üzüm 3500 yıllarında evcilleştirildi. Deve ve kaju fıstığı gibi bazı hayvanlar ve bitkiler daha da geç evcilleştirildi, zaten MÖ 3500 civarında asıl evcilleştirme dalgası bitmişti.
Ticaret herhangi bir kurgusal zemin gerektirmeyen çok pragmatik bir faaliyet gibi görünebilir ama Sapiens’ten başka hiçbir hayvan ticaret yapmaz ve Sapiens’in yukarıda anlatılan ticaret ağlarının tamamı kurgular üzerine kuruludur. Ticaret güven olmadan var olamaz ve yabancılara güvenmek çok zordur. Günümüzdeki küresel ticaret ağı dolara, Fedaral Merkez Bankası’na ve şirketlerin totemvari markalarına olan güvenimiz sayesinde mümkündür. Kabile toplumundaki iki kişi ticaret yapmak istediğinde, ortak bir tanrıya, efsanevi bir ataya veya bir totem hayvanına dayanarak karşılıklı güven oluşturacaklardır.
Bilişsel devrimden bu yana, Sapiens böyle bir günlük ikilikle yaşıyor. Bir taraftan nehirlerin, aslanların ve ağaçların nesnel gerçekliği; öte yandan tanrıların, milletlerin ve şirketlerin hayali gerçekliği. Zaman geçtikçe hayali gerçeklik daha da güçlendi; öyle ki bugün nehirlerin, aslanların ve ağaçların yaşamı hayali varlık olan tanrılar, milletler ve şirketlerin insafına kalmış durumdadır.
Efsaneler, mitler, tanrılar ve dinler ilk kez Bilişsel Devrim sayesinde ortaya çıktı. Daha önce pek çok hayvan ve insan türü “Dikkat et! Bir aslan!” diye uyarı gönderebiliyordu, ama Bilişsel Devrim sayesinde, Homo Sapiens “aslan kabilemizin koruyucu ruhudur” deme becerisini kazandı. Kurgular hakkında konuşabilme becerisi, Sapiens dilinin en özgün yanıdır.