"Oysa bizim oralarda kaderler bile birbirine benziyordu. Beyi, ağası, kâhyası,köylüsü, yanaşması...
Herkes, o zalim namlunun karşısında gözlerini kapatmış bir şekilde, sıranın kendisine gelmesini bekliyordu. Öyle ki, törenin uğramadığı ocak, vuramadığı alın yoktu..."