Dünyayı tanıdı meğer yolun üstündeymiş
Yılanı köpeği kuzuları gördü
Yılan derisinden çıkıyordu
(Gömleği eğnine dardı, neden çıkarmadı)
Çok geç
Köpek yarasını kendi sağaltıyordu
Kendi kendisini ödeyenler vardı
(Öder başkaları kimilerini)
Eşya, hayır istemiyorum
Artık istemiyorum eşya
Dünyanın sesini kesiyor
Süreğen bir uğultuyla
Bizi sarmalayan sesini
Eşya "tık" diyor, ya da "trak"
Hayır artık onu istemiyorum
Denizin saldığı ebrulî kabuk
Baygın portakal
Şakacı dalgalar, anaç kumsal
Gülün gerinerek
Kumdan başını çıkaran çiçek
Dalına sıkıca tutunan elma
Çözülüp dökülen nar
Kuşlar
Onları duymalıyım
Yok, eşya yok artık
Demir pas kalın camlar kunt plastik
Bitsin bu gürültücü saltanat
Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
"Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara