Kişi hak etmeden farklı faktörlerle bir makama getirildiğinde kendini gerçekten o makamın sahibi sanıyor, bir süre sonra madem burada oturabiliyorum her yerde otururuma kadar giden hastalıklı bir duygu durumu oluşuyor. Sonra bununla da kalmayıp etrafındakileri beğenmemeye, eleştirmeye başlıyor. Burada da ilk hedef kendisinde olmayan özelliklere sahip olanlar oluyor. Aslında orada şöyle bir refleks var, kişi kendisini sorgulatmamak için etrafını sorguluyor, aşağılıyor sürekli. 'Sen kimsin?'
İnsanlar kavramlarını kaybettiklerinde artık onların yokluğunun acısını da duyamaz olurlar. Mevcut düzensizliği, olması gereken zannederek yaşamaya başlarlar. Bu yoksullaşmadır.