Tanrı’ya bağlı olmayan bir birey dünyanın fiziksel ve ahlaki sakatlıklarına kendi kaynaklarıyla direnemez.Bu nedenle onu kitlenin içinde kaçınılmaz şekilde boğulmaktan tek başına kurtarabilecek aşkın bir tecrübeyle,içsel, aşkın deneyimle ilgili kanıta ihtiyaç duyar.
Biraz bekledikten sonra düşünceli bir ifadeyle,”Hayatın anlamını bilmiyorum”diye ekledi.Bunu söylerken, hayata günümüzde herkesten çok daha istikrarlı bir gözle ve bir bütün olarak bakan Jung için bile çözülmemiş bir gizemin olduğunu hissettim.
Kendime şaşıyorum,kendimi düş kırıklığına uğrattım, kendimden memnunum.Dertliyim, yitiğim ve coşkuluyum.Bunların tümüyüm.Bunların toplamının ne olduğunu da bilmiyorum.Mutlak bir değeri ya da değersizliği saptama niteliğim yok.Kendimle ve yaşamımla ilgili bir yargım da.Tümüyle emin olduğum hiçbir şey yok. Tümüyle inandığım bir şey de gerçekten yok. Tek bildiğim doğduğum ve var olduğum.Bana sürüklendim gibi geliyor.Bilmediğim bir şeyin temelinin üzerinde varlığımı sürdürüyorum ama tüm bu belirsizliklere karşın, tüm varoluşun sağlam bir temele dayandığını ve onun bende de sürdüğünü hissedebiliyorum.