Bir gün gelip de hesaba çekileceği meselesini birinci vesilesi yapmayan insan Müslüman adı taşıyabilir; ama Müslüman vasfı taşımaz. Allah katında ki din ( islam ) bir bunalım olarak yaşanır. Bir iç sıkıntısından bahsetmiyorum. Bunalım demek sonucun insanın lehine mi, yoksa aleyhine mi tecelli edeceğinin henüz tespit edilemediği şartların doğurduğu durum demektir.
Sanmayın ki bunalım Müslümanı ye’se sürükler. Bunalım Müslümanı Allah’a teslimiyet itibariyle gayrete sürükler.
Nitekim İslam’da kurtuluş yolu diye bize bildirilen yol hiçbir şekilde insan eliyle döşeli bezeli yollara benzemez.
Müslüman olmayanlara tahakkümünü, bir şekilde galebe çalmasını öngörür.
Bu yol canımızı ve malımızı Allah yolunda gözden çıkarmayı tavsiye eden yoldan başkası değildir.
Hakikat yankısının kulaklara ulaşmasına rağmen, yaratılmışlar arasında (cahil, nankör, aceleci, cimri) insanlar içlerinde yuvalanmış çok güçlü bir duyguyu söküp atamazlar.
Bu duygu bazı şeylerin artık zamanının geçtiği ve bazı şeylerin zamanının da henüz gelmediği duygusudur.
Rahatlık hissiyle içinde yan gelip yatacağımız bir dünyayı değil de insan haysiyetine yaraşır bir dünyayı özlüyorsak önce hayatımızın değerini düşüren bir yapaylıktan , bir zorlama sekînetten kurtulmalıyız.
İnsanlık başını sanılardan hiç alamamıştır.
Ne zaman birisi çıkıp “ kısmen yaşamak yaramaz; tamamen yaşamalıyız “ dese, açıkgöz bir başkası çıkıp ona “ fanatik” etiketi yapıştırıyor. Üzerine damgalanma korkusu yüklenen herkes kısmen yaşamaya rıza gösteriyor.