Düşünüyorum da, Hıristiyanlar ne akıllılık etmiş olurlardı, vaktiyle bu kadar budala asker alayıyla bir sonuca varmayan uzun uzadıyla savaşlar yaşayacaklarına, şu böğürdükçe böğüren Scotusçuları, dikbaşlılıkta üstlerine kimseyi tanımayan Ockhamcıları, yılmaz yenilmez Albertusçuları, bütün o sofist ordusuyla birlikte Türklerin ve Arapların üstüne salsalardı, bence bütün savaşlardan çok daha güzel bir savaş çıkarırlar ve hiç görülmemiş bir zafer kazanırlardı.
İngilizler,başka şeyler bir yana, özellikle güzellik, müzik ve kaliteli yemek gibi konularda eşsiz olduklarını düşünürler. İskoçyalılar soyluluklarıyla, kraliyet unvanlarına sahip olmanın ayrıcalığıyla ve bir o kadar da diyalektik tartışmalarıyla övünürler. Fransızlar nezaket konusunda iddialıdır; Parisliler ilahiyat alanındaki üstün bilgileriyle herkesi aştıklarını düşünür ve özellikle bu konuda kendileriyle gurur duyarlar. İtalyanlarsa edebiyat ve belagat alanını tekellerine almıştır. Bu özelliklerinden dolayı insanlar arasında tek uygar ulus olduklarını iddia ederek kendilerini tatlı tatlı kaşırlar. Bu tür bir mutluluk anlayışında Romalılar ilk sırayı alır ve neşe içinde hâlâ eski Roma'nın hayalini kurarlar. Venedikliler soylu olduklarını düşünüp mutlu olurlar. Yunanlar bütün bilimlerin yaratıcısıymış gibi, geçmişin saygın kahramanlarının onurlarını kendilerine mal ederler. Türkler ve diğer bütün barbar artıkları dinleriyle övünür, Hıristiyanları batıl itikatları yüzünden küçümserler. Yahudiler ise daha ileri gidip büyük bir sadakatle kendi Mesihlerini bekler ve o gün gelene kadar da Musalarına dört elle sarılırlar. İspanyollar savaşlarda elde ettikleri şan ve şöhret konusunda rakip tanımazlar. Almanlar uzun boylu olmalarıyla ve büyü sanatındaki bilgileriyle kibirlenirler.
Başınıza taş düşerse bu sahiden kötüdür; ama utanç, şerefsizlik, ayıp ya da hakaret, ancak sen aldırırsan kötü olur. His yoksa kötülük de yoktur. Halk var gücüyle seni ıslıklarken, sen kendini alkışlarsan, bunun ne zararı olabilir? İşte kendini alkışlamanı mümkün kılan tek şey Deliliktir.