“Yapayalnızım” dediğinde yüzünün nasıl değiştiğini, allak bullak olduğunu görmüştüm. Bu sözlerde benim de anlayabildiğim, yüreğime dokunan bir şeyler vardı. Peşinden gittim.
Yüreğime dayanılmaz bir ağrı saplanmıştı.
-“Neden bu insanlar seni sevmiyor?”
Beni kucaklayıp sımsıkı bağrına bastı, sonra göz kırparak;
-“Ben farklıyım, anlıyor musun? İşte bu yüzden. Onlar gibi değilim.”
Çocukluğumda bir kovan gibi görürdüm kendimi: Basit, sıradan insanlar, hayat üzerine bilgilerinin, düşüncelerinin balını arılar gibi kovanıma taşır, sunabildikleri ne varsa ruhumu zenginleştirmek üzere getirip cömertçe sunardı. Bal her zaman temiz olmazdı, hatta çoğu kez acı olurdu. Ama her bilgi, yine de baldı!