Yola koyuldum ama, ilerlemek ne de zor;
Şu yorucu yol var ya, ben sonuna vararak
Rahata kavuşmayı umarken, şöyle diyor:
"Sen ne kadar gidersen dostun o kadar ırak."
Beni götüren hayvan, üzüntümün yorgunu,
Güç bela yürür benim dert yükümü taşırken;
Zavallı, bir sezgiyle öğrenmiş sanki şunu:
Birincisi hız sevmez senden uzaklaşırken.
Kanlı mahmuzumun bile onu öne süremez
Sağrısını öfke ile bazen dürtükleyince;
Yalnızca inilder de, başka yanıt veremez,
O, derisinin deşen mahmuzdan keskin bence.
Çünkü o inleyişten şu doğuyor kafamda:
Benim derdim önümde, sevincimse arkamda.
Yakınmasan da olur artık kötülüğünden:
Güllerde diken vardır, gümüş çeşmede çamur;
Tutulur ay ve güneş, söner bulut yüzünden;
En şirin tomurcukta iğrenç kurtlar bulunur.
Kusursuz insan olmaz -bende kabahat az mı:
Örnekler verip haklı bulmak suç işleyeni?
Bu özürler büsbütün ahlakını bozmaz mı?
Günahlarından öte bağışlamışım seni.
Bora görmüş yüzümü yağmurlar ıslatınca
Yetmez bulutu delip kurulamağa koşman;
Övgü olmaz yarayı iyi eden ilaca
Utanç denen illete olamıyorsan derman.
Senin utanman benim yüreğimi dağlamaz;
Sen pişmanlık duysan da olanlar yalnız bana;
Suçlunun üzüntüsü, pek teselli sağlamaz
O suçun çarmıhını sırtında taşıyana.