Nuray A.

İnsan bazen bazı şeyleri hiç yaşamamış olmayı diler.. Bazı hatalara hiç düşmemiş, bazı yanlışları hiç işlememiş, bazı kusurlara hiç bulanmamış olmayı… Hâlbuki kulluğunun iyileşmesi, nefsinin ubûdiyyet yolunda olgunlaşması, hayâtın hakîkatini ve onun basitliğini idrâk etmesi için onun bunları yaşaması gerektiğini bilmez. Onun kaderini, onun Rabbinin yazdığını, ve O’nun her yazgısında ‘evvâb’ olan kul için muhakkak dünyâsının ve âhiretinin hayrının bulunduğunu unutur. Kendisine isâbet edenin, ancak ve ancak Allah’ın dilemesi ve izniyle kendisine isâbet ettiğini unutur.. Hoşuna gitmese de, istemese de, kerih görse de, mahcûbiyet duysa da, kendinden utansa da, nefsine hiddetlenip kızsa da.. Bütün bunlarda -evvâb olan kul için- gizli nimetler vardır; Allah’a ubûdiyyetin kemâline erişmek için düşülmesi gereken noksanlarla bulunan.. «Biz sizi, şerle de, hayrla da imtihân ederiz..» Enbiyâ: 35 Her ne olursa olsun, hâlini kerih görme ve sadece Rabbinin rızâsını kazanmaya bak. Geçmişi, yanlışları tecrübe etmenle seni hatalardan arındırıp, mükemmel (kemâla ermiş) bir mü’min kılacak bir terbiyeci olarak düşün. Bil ki ‘kemâl’, ancak hataların ardından alınan ibretle tırmanılan bir merdivendir. Yûnus -aleyhisselâm-, Rabb’inden izinsiz olarak tevhîde daveti bırakıp kavmini terk ettiğinde, Allah onu denizin karanlığında karanlıklara boğdu… O, o günkü hatasından sonra Rabb’ine yöneldi; böylece Allah da onu içine düştüğü sıkıntıdan kurtardı ve kavmine yeniden rasûl olarak döndüğünde onların bütünüyle îmân etmiş olmasıyla nimete erdirildi. Sen, sadece, bugün sâlih bir kul olmaya bak. Geçmişi dert edinmeyi değil, ibret edinmeyi seç. Çünkü ancak bunun için bugünündesin ve yarının da ancak bugün dünden aldığın ibretle sonuçlanacak. #diraase
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Gücün yettiğince Allah’a yaklaş. Ve bil ki sen Allah’a, kelâmından O’na daha sevgili gelen başka hiçbir şeyle yaklaşamazsın.” Zira Allah, O’na yakın olan kullarını sever. O, hikmeti ise, ancak dileyip seçtiği kimseye bahşeder. O’nun seçtiği ise, O’nun sevdiğidir.
Din
Şâfiî fakihi Cemaleddin el-İsnevî der ki: "Usanma. Çünkü ilim çokça sabır ve metanet ister. Sen ilme her şeyini vermezsen, o sana bir kısmını dahi vermez. Muvaffak kılan Allah'tır." (Nihâyetü's-sûl fî şerhi minhâci'l- usûl, 4/281)
İnsanoğlu, her zaman düz bir yolda yürümez. Kimi zaman önümüze dağlar dikilir, kimi zaman içimize çöken sessizlikle baş başa kalırız. Dualarımız karşılık bulmuyormuş gibi hissederiz; yollar kapanmış, umut tükenmiş gibi gelir. Oysa bilmeliyiz ki Allah, zorlukları her zaman bir anda ortadan kaldırmaz. Ancak her zorluğun içine bir çıkış, her karanlığın içine bir ışık gizler. Çünkü Rabbimiz, bizi sadece kurtarmaz; bizi olgunlaştırır, büyütür ve güçlü kılar. Zorlukları, bizi yormak için değil; içimizdeki sabrı, azmi ve imanı ortaya çıkarmak için gönderir. Her ferahlık, emek ister. Her dua, bir bekleyiş. Her kurtuluş, bir gayretin ardından gelir. Bu yüzden yaşadığımız sıkıntılar içinde umutsuzluğa kapılmayalım. Aradığımız huzur, bazen üstesinden gelmemiz gereken bir zorluğun içinde saklıdır. Ve unutma; Allah, seni unutmaz. Yeter ki sen, yürümeye razı ol. | Visalveraa