İnsan bazen bazı şeyleri hiç yaşamamış olmayı diler.. Bazı hatalara hiç düşmemiş, bazı yanlışları hiç işlememiş, bazı kusurlara hiç bulanmamış olmayı…
Hâlbuki kulluğunun iyileşmesi, nefsinin ubûdiyyet yolunda olgunlaşması, hayâtın hakîkatini ve onun basitliğini idrâk etmesi için onun bunları yaşaması gerektiğini bilmez. Onun kaderini, onun Rabbinin yazdığını, ve O’nun her yazgısında ‘evvâb’ olan kul için muhakkak dünyâsının ve âhiretinin hayrının bulunduğunu unutur.
Kendisine isâbet edenin, ancak ve ancak Allah’ın dilemesi ve izniyle kendisine isâbet ettiğini unutur.. Hoşuna gitmese de, istemese de, kerih görse de, mahcûbiyet duysa da, kendinden utansa da, nefsine hiddetlenip kızsa da..
Bütün bunlarda -evvâb olan kul için- gizli nimetler vardır; Allah’a ubûdiyyetin kemâline erişmek için düşülmesi gereken noksanlarla bulunan..
«Biz sizi, şerle de, hayrla da imtihân ederiz..» Enbiyâ: 35
Her ne olursa olsun, hâlini kerih görme ve sadece Rabbinin rızâsını kazanmaya bak.
Geçmişi, yanlışları tecrübe etmenle seni hatalardan arındırıp, mükemmel (kemâla ermiş) bir mü’min kılacak bir terbiyeci olarak düşün. Bil ki ‘kemâl’, ancak hataların ardından alınan ibretle tırmanılan bir merdivendir. Yûnus -aleyhisselâm-, Rabb’inden izinsiz olarak tevhîde daveti bırakıp kavmini terk ettiğinde, Allah onu denizin karanlığında karanlıklara boğdu…
O, o günkü hatasından sonra Rabb’ine yöneldi; böylece Allah da onu içine düştüğü sıkıntıdan kurtardı ve kavmine yeniden rasûl olarak döndüğünde onların bütünüyle îmân etmiş olmasıyla nimete erdirildi.
Sen, sadece, bugün sâlih bir kul olmaya bak.
Geçmişi dert edinmeyi değil, ibret edinmeyi seç. Çünkü ancak bunun için bugünündesin ve yarının da ancak bugün dünden aldığın ibretle sonuçlanacak.
#diraase