İnsan denen o varlık varya, yüreğinin derinliklerinde birbirini öldürmeyi sever. Ve öldürmekten bitap düşene dek birbirlerini öldürürler. Öldürmekten yorulunca biraz dinlenirler. Sonra yine başlarlar öldürmeye. Hep böyledir. Kimseye güvenemezsin, hiçbir şeyde değişmez. Yapacak birşey yok. Hoşuna gitmiyorsa tek çaren başka bir dünyaya kaçmak.
Uzun süre bir başınıza yaşayınca pek çok şeye takılır kalır bakışlarınız. Bazen kendi kendinize konuşursunuz . Kalabalık restoranlarda yemek yersiniz . İkinci el subarunuza yakınlık hissedersiniz . Ve yavaş yavaş zamanın gerisinde kalırsınız.
Bense yalnızca dairemde yerde oturup geçmişi aklımda yeniden canlandırmaya devam ediyordum. Tuaf birşey ama altı ay boyunca bunu yapmaya devam ederken ne sıkıntı ne de bıkkınlık hissetmiştim. Çünkü başımdan geçen olaylar hem cok büyük hem de çok cepheliydi. Büyük olduğu gibi gerçektide. Elini uzatsan dokunacagin kadar. Sanki gecenin karanliginda ışıklandırılmış bir anıt gibi . Ve o anıt sadece benim için ışıklandırılmışti.