Spinoza'ya göre insanbiçimci temsillerin kaynağı korku ve cehalettir. Ondan birkaç yüzyıl sonra Freud dünyanın dışındaki kâdir-i mutlak, seven ve koruyan bir tanrıya ait bu çocuksu temsilleri dünyanın tehlikeli olduğunu, bir gün öleceğini ve ebeveynlerinin onu koruyacak kadar güçlü olmadığının bilinci ne varan çocuğun hissettiği "çaresizlik" hissine bağlayarak açıklamaya çalışacaktır
Hurafelerin kitleleri yönetmenin en iyi yolu olduğunu ve çok sık din kisvesiine büründüğünü özellikle vurgular. Bu noktada İslam dinine çok kısa ama çok keskin bir eleştiri getirir ve her türden siyasi sıkıntının önüne geçme amacıyla düşünceye din adına en çok gem vurulan yerin Türk memleketi olduğunu söyler
"Hiç kimse şansına inanan biri kadar şanslı değildir . Hayatta her insan acı ve hayal kırıklığı yaşar ama dikkat edecek olursan hayata karşı pozitif bir tutum içinde olan kişilerin şanslı olduklarını görürsün . Bu herkesin uygulayabileceği Erdemli bir döngüdür".