"... Seni çok özleyeceğim. Hayatın güzelliğiyle doldurmak zorunda olduğum bir eksiklik bu. Çünkü güzellik, bir boşluğu doldurmaya çalışacak; sevecenlik diye adlandırılan basit bir boşluk bu. Senin çocuk yüreğinin sevecenliğini. Bunu, kimse ne yıldızlarda bulabilir ne de ayın parlaklığında. Bütün bu güzellik beni yavaş yavaş yatıştıracak ve senin sevecenliğinden yoksun kalmanın ruhumda yarattığı hüznü bastıracak."
"... Peki peder Ambrosio, unutacağım, unutmaya çalışacağım. Çünkü bağışlamaya inanmıyorum."
"Unutmakla bağışlamak arasında ne fark var?"
"Bağışlarken kişi her şeyi unutuyor. Ama yalnızca unutmakla, pek çok kez insan yeniden anımsamaya başlıyor."
"İtiraf et gerçeği. O sıralar, uzun süreden beri duymadığın bir şeyin vardı. Minimini ve çok iyi bir şey: sevgi."
Cesaretim kırılmış olarak başımla onayladım.
"Her şey yitirilmiş sayılmaz. Hâlâ birtakım şeylere olan sevgin duruyor, yoksa benimle böyle gevezelik edemezdin."
"Daha çok anlat," Dedim.
"Hoşuna gidiyor mu?"
"Çok. Elimden gelse, seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum."
"Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?"
"Gider gibi yaparız."