Etrafımdaki insanların akıbetinden ümidimi kesmemek için onları bu hâle düşüren sebepleri öğrenmem gerekiyordu. Acı ve ızdırap veren olayları ancak bu sayede izleyip inceleyebiliyordum. Berbat konularla kötü deneyimlerin, göz yaşartıcı olaylara neden olduğu görülüyordu.
Kendilerine dünyada yeni bir hayat kurmak ve yeni bir vatan bulmak gibi insafsız bir istekle ayaklarındaki Avrupa tozunu silkeleyenlerin arasına girmiştim. İnsanı tembelliğe sevk edecek mevki düşüncelerinden, çevre ve geleneklerden yoksun bulundukları için her yere uzanıyorlar, her işe dört elle sarılıyorlardı. Dürüstçe çalışmanın hiç kimseyi leklemeyeceğini biliyorlardı.
Yenilmişlerin ordusuna kaydolunca, sefalet bana kendisini inceleme fırsatı tanımaktan çok beni kendinden biri yaptı. Operasyondan sonra kobay iyileşmişse, bu kimsenin suçu değildir.
'Halka inme' merakına kapılan birtakım şık kimselerin, hayatın yüzüne güldüğü kişilerin ve sonradan görmelerin bu yoksulluk hakkında fikir beyan etmeleri, konuşmaları, çağrı yapmaları, sorunun çözülmesinden hiçbir işe yaramaz. Bu gibilerin düşünceleri içgüdüden yoksundur fakat yine de her şeyi birden kavrayabileceklerini sınırlar. Sonunda savundukları tezlerin işe yaramadığını görünce de şaşırıp kalırlar; kendilerini anlaşılmamış biri, halkı de hiç utanmadan nankör olarak vasıflandırırlar.