Ömrüm boyunca bir istasyonda bekler gibi bekledim;
bir türlü gelmeyen, aslinda hiçbir zaman da gelmeyecek
olan bir treni beklemekle tükettim zamani. Hayati,
bekleme üzerine inşa etmiştim âdeta fakat ben
beklerken hayat durmadi, akip gitti. Benim trenim
gelmese de insanlar gelip gitmeye, ayağa kalkip
yürümeye ya da degismeye devam etti. Sonra "İnsanların
sürekli gelip giderken ben neden hep bekliyorum, niçin
benim trenim gelmiyor?" diye çok düsündüm. Sorunun cevabi çok basitmis hatta gözümün önünde duruyorm meger: Herkesin gidecegi bir yer varken ben nereye gidecegimi hiç bilmemişimm.