"Güçlü olmayı ne kadar da yanlış öğrenmiştim. Güçlü olmak sanki erkeklerin yaptıklarını yapmakla eşdeğermiş gibi. Güçlü olmak, zor duyguları yok saymakmış gibi. Güçlü olmak, hayatında biri olmadan yaşayabilmek ve tek başınalığıyla övünmekmiş gibi."
"İnsanın çocukluğunu emanet ettiği bir arkadaşının olması, sanki harici bir bellek gibi. Tüm kişisel tarihin onda saklı. Yavaş yavaş oluşan karanlığın, aydınlığın, ruhunun tavan arası, hepsi onda saklı. Onunki de sende tabii."
"Sezgi denilen şey çok acayip. İnsan ona kulak vermeyi bilirse ya da kulak vermeye cesaret ederse ona görünmez bir yardım eli uzanabiliyor. Onu tehlikelerden koruyan bir zırh, gelecekten yollanan bir mektup işlevi görebiliyor sezgi. Sanki insan ne kadar kendi içinde var olabilirse sezgisiyle de o kadar sarmal dolaş olabiliyor ama kendinden uzağa düştükçe onu koruyan seslerden de uzağa düşüyor. Sonra da dışarıda o sesin arayışına düşüyor. İçeride kaybedilen şey, dışarıda asla bulunamıyor."