Yerli sakinlerinin müştereği olan bu yer bir icattır: Oranın kendilerine ait olduğunu iddia edenlerce keşfedilmiştir. Kuruluş anlatıları nadiren yerli anlatılarıdır, bilakis daha sık olarak, yerin “ruhlarını" ve ilk sakinlerini hareket halindeki grubun müşterek macerasıyla bütünleştiren anlatılardır.
Orada yaşayan, çalışan, orayı savunan, oranın direnek noktalarını imleyen, sınırlarını gözeten ama aynı zamanda orada orayı iskan eden ve oranın mahrem coğrafyasını canlandıran yeraltındaki veya semavi güçlerin, ataların veya ruhların izlerinin yerini, sanki bu yerde onlara adaklar adayan ve kurbanlar veren küçük insanlık dilimi oranın aynı zamanda özünün özüymüş gibi, sanki onlara adanan kült yerinden başka bir yerde insanlık adına layık bir insanlık yokmuş gibi, saptayan yerlilerin işgal ettiği yer.
“Bir gün mekan ihtiyacı kendisini hissettirir. Haber vermeksizin bizi ele geçirir. Sonrasında artık bizi bırakmaz. Kendimize ait bir mekana sahip olmanın dayanılmaz arzusu. Bizi uzaklara götürebilecek hareketli bir mekan. Her şey elimizin altında olacak ve hiçbir şey eksik kalmayacak."