Marc Auge

Marc Auge

Yazar
7.0/10
59 Kişi
·
156
Okunma
·
7
Beğeni
·
628
Gösterim
Adı:
Marc Auge
Unvan:
Fransız Akademisyen, Antropolog, Yazar
Doğum:
Poitiers, Fransa, 2 Eylül 1935
Marc Augé 1935 yılında Fransa'nın Poitiers kentinde dünyaya geldi. Etnoloji disiplininde uzmanlaşmış seçkin antropolog, Paris'teki École des Hautes Études ve Sciences Sociales (EHESS) profesörü.

Marc Auge'nin amacı küreselleşmeyi teori etmek ve bir bütün olarak antropoloji disiplinini canlandırmaktır. Bu amaçla, romandan sentetik sonuçları "etno-romanlar" olarak tanımlayan bir takım yazı teknikleri kullanıyor.
"Yaşınız kaç?" Bu soru uzun zamandır beni utandırıyor. Her şeyden önce, bu soruyu soranlar için utanıyorum, nezaketsiz olarak görünen bir soruyla muhatap olduğum için. İkincisi cevap vermeden düşünmem gerektiği için utanıyorum. Nasıl diyeyim ki? Yaşımı biliyorum, söyleyebilirim ama buna inanmıyorum.
Stendhal’e göre mutluluk yaşanan andadır; ama paylaşılan anda, önceki günü ya da ertesi günü düşünmeden, başkalarıyla olan çatışmalardan uzak, sevgiliyle huzur içinde yaşanan andadır.
80 syf.
·Beğendi·8/10
Emekli bir vergi müfettişisiniz ve aylık 2000 euro emekli maaşınız var. İlk evliliginizden sonra ömür boyu ödemeniz gereken 850 euro nafakanız var. İkinci evliliginizde bir şekilde sona ermiş, ikinci eşiniz pılını pırtısını toplayıp evden çıkınca aylık 1400 euro sabit ev giderleri de size kalmış. Yani geliriniz 2000 euro sabit gideriniz 2250 euro. Bu durumda alternatif ev bakıp yine sıkıntılarla dolu bir düzen kurmak yerine evin tüm eşyalarını satıp külüstür arabanızda yaşamaya karar veriyorsunuz.
Devamı: https://www.kitapofisihakan.com/...-bir-adamin-guncesi/
72 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Toplumsal yaşamın doğurduğu dünya tutkuları ile günleri yaşayarak geçmişe, anları yığarız. Geçmişi de olduğu gibi değil hafızamızda ekleyerek kabul ettiklerimizle hatırlarız.
Fransız düşünür Marc Auge, kendini tanıma üzerine yaşam ve yaşlanmayı irdeleyerek farkına varılası harika bir kitap yazmış.
Algılamamız gereken yaş değil zaman, zamanın içinde yaptıklarımızın yoğunluğu ve bizlere hissettirdiği doygunluk düzeyi.
Var olan zamanların yoğunluğu, yaş sınırlamasını kaldırır, zamanı 'yaşsız' kılar.
72 syf.
·Beğendi·10/10
Bu "yaş" dediğimiz kavram niye var?
Kahve fincanlarına hatır biçmek için mi?
Ne kendine ne dünyaya yakın, arafta yaşayan insanların seneden bir kez kendini iyi hissedecekleri doğum günleri için mi?

Bankaların babaların ev alma umutlarını "5. Yıla Özel %0.19 Faiz" reklamlarıyla tazelemek için mi?

Birine kaç gösterdiğini söylemeden önce, "Tutturamazsam, ya fazla söylersem?" diye kasılmak için mi?

Bir emeklinin aradan geçip giden zamana şöyle bir baktığında; sayıların insanda yücelik, hayret duygularını harekete geçirme etkisinden yararlanmak için mi?

Bu soruları sordum bir nevi kitabı okurken kendime.

Halbuki ilkbahar kıştan sonra gelir, diyor Marc Augé. Yaşlanmak ve ölüm niye bu kadar dert?

İncelememi Augé'nin şu sözüyle bitiriyorum: "Herkes genç ölür."
119 syf.
·5/10
Antropoloji ile ilgili başlangıç kitabı olabilecek bir eser değil. Biraz daha mesafe katetmiş olanlar için tavsiye edilebilir. Ancak genel hatlarıyla "antropoloji " konusuyla ilgili olarak bilgi edinmek isteyenler okuyabilirler. Bu tarz konularda yabancı çevirilerin akademik düzeyde olabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak, seçici olmak gerekir.
96 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Biri Sizi Bulmaya Çalışıyor kitabı için, arka kapak tanıtım yazısında, "Antropolog Marc Auge'den hatırlatma, unutma ve kimlikler üzerine roman formunda bir değini." ifadesi kullanılmış.
Kitap için hissettiklerimi de ifade etmiş aslında. "Değini" kelimesine takıldım.️Roman olarak göremedim kitabı.
Başlangıçtaki gizem hoşuma gitti.Eski öğrencisi ile karşılaştıklarında okuma üzerine yaptıkları konuşmalar beni daha büyük beklentiye soktu sanırım.

Bir olmamışlık, yarım kalmışlık hissi verdi kitap.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
YKY nin geçen ay yayımladığı "Biri Sizi Bulmaya Çalışıyor" kısa ama çok keyifli bir kitap
Arka kapakta " Marc Augé'den hatırlama, unutma ve kimlikler üzerine roman formunda bir değini" denilmiş.
Yazar, daha kitabın başlarında, sonuçla ilgili bir beklenti yaratsa da, kitaba başlarken gizemli bir şeyler okuyacağınızı sanıyor olsanız da, okuru çok meşgul eden, koyu bir bilinmezlik değil aslında anlatılan.

95 sayfalık bu güzel kitapta dikkatimi çeken bir noktayı da belirtmek istiyorum. 61 ve 62. sayfalarda bazı cümlelerin farkli paragraflarda tekrar edilmesine anlam veremedim. Okuyacak olanlara duyurulur, orada aslinda şunu yapmak istiyor falan derseniz yorumunuzu bekliyorum
80 syf.
·Beğendi·2/10
Yazarın ilk kitabı “Unutma Biçimleri’nden çok etkilenmiştim. Maalesef bu kitabından pek tat alamadım.

Yazar, ön sözde kitabın tarzını şöyle tanımlamış;
etnik kurmaca ; sosyal bir olguyu belli bir bireyin özneliği ile anlatan öykü olarak tanımlanabilir.

Kitap son yıllarda Avrupa’da yayılan yeni bir gurupla ilgili
Bu gurup “Sabit Evi Olmayanlar İnsanlar “ .
Yani evsizler değil ,çalıştığı yerdeki maaşı ev kirasına yetmediği için , arkadaş, misafirhane ve arabasında kalan insanlar . SDS ( sans domicile stable ) .

İşte böyle bir adamın evinden çıkmaya ve arabasında kalmaya karar vermesiyle başlayan bir hikaye , yaklaşık seksen sayfa ...
Okuması çok kolay , günlük şeklinde yazılmış.
Yaklaşık bir saate bitirdiğim bu kitap bana pek bir şey vermedi.

Ancak şunu da söyleyeyim , belki bu aralar biraz fazla felsefi kitaplar okuduğum için ,bu kitap hakkında böyle bir duyguya kapılmış olabilirim.
72 syf.
·6 günde·10/10
Marc AUGE – Yaşsız Zaman
Ne yazık ki insanların zaman kavramı yaşı ile alakalıdır, diye düşünülür ama işte bu tabuyu yıkan bir eser ile karşı karşıyayız. Antropolog Marc Augé “Yaşsız Zaman" adlı kitabında yaşlılık kavramı üzerinden dünya bakışımızı değiştirmeye gelmiş.‘’İnsan yaşlanmayı kabul ederse iyi eder çünkü o alıngan bir hayvandır, kendisini tanımamazlıktan gelene sessizliğini pahalıya ödetebilir.’’ der Marc Auge… Zaman kavramı asla yaş ile ilgili değildir. Bu eser ile hayata her yaşta sımsıkı tutunmak gerektiğini gördüm ve yaşadım. Ve diyoruz ki; ‘’Düşmanım yaşlılık’’ Eserin başında çocuk iken baktığı kedinin gençlik ve yaşlılık arasındaki duygusunu insana empoze etmiştir ve çok ince şekilde anlatmıştır. Marc Auge bu konuda ne diyor bir kulak verelim bence; ‘’Kedi insan için bir metafor değil, ama zaman ile, yaşı hesaba katmamayı başaran bir ilişkinin sembolü olabilir. Zamanın içindeyizdir, bazı anların tadını çıkarır, kendimizi zamana yansıtır., onu yeniden icat eder, onunla oynarız. Zamanın kıymetini bilir, acele etmeyiz ya da geçip gitmesine izin veririz. Hayal gücümüzün hammaddesi zamandır. Yaş ise, geçen günlerin titizce hesaplanması, yılların sadece birbirine eklenmesidir ve biriken miktar dile getirildiğinde bizi şaşkınlığa düşürür. Yaş, her birimizi, en azından Batı’da, emin olduğumuz bir doğum tarihi ile genelde farklı olmasını dilediğimiz bir ölüm tarihi arasına sıkıştırır. Zaman bir özgürlüktür; yaş ise sıkıntı, bir zorlamadır. Kediler böyle bir baskıyı bilmez görünür.’’Bu kısmı okuduktan sonra kedi korkumu bile yendim ve komşumuzun kedisi ‘’ÇILGIN’’ı tüm içtenliğimle sevdim, dokundum (Kedi korkusuna sahip olduğum itirafını da yapmış olmanın dayanılmaz hafifliği) Eserde birçok yazarın da adı geçmekte ve yaş ile ilgili söylemleri anlatılmaktadır. Bu da ayrıca keyifli ve çok eğlenceli idi.Kesinlikle şöyle düşünüyorum, yaşlanmak yaş ile alakalı değildir. Yaşlanmak ruhsaldır ve asıl sıkıntı bedenen değil ruhen yaşlanmaktır. Ruhen yaşlanmamaya çalışmak ve her yaşın güzelliğini sonuna kadar yaşamak gerektiğini düşünmekteyim.70 sayfalık çok keyifli bir kitap idi ve sayfaları arada nefes almak adına açılıp, okunacak.
Herkese YAŞSIZ okumalar
80 syf.
·5/10
Evsiz Bir Adamın Güncesi'nde kahramanımız emekli vergi müfettişidir fena sayılmayan bir emekli aylığı vardır ,ancak boşanınca bunun yüklü bir miktarını nafaka olarak eşine vermek zorunda kalmıştır. Kendisine kalan aylık ile kira, faturalar ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyeceği için evinin tüm eşyasını satıp Mercedesinde yaşamaya karar verir.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Marc Augé kitabını etnik bir kurmaca olarak tanımlıyor ve bunun nedenlerini de kendisi ilk yazısında açıklıyor.

Bu anlatının dikkat çeken en önemli özelliği, aslında etrafımızda var olan ve fark ettigimiz ancak yokmuş davrandığımız insanlara dair kısa bir öykü olması. Anlatıdaki karakter gerçek bir karakter değil ama kendi içerisinde bu hayatı, bu duyguları yasayan gerçek insanların hayatlarına dair durum tespiti.

Çok farklı bir Kitap bir çırpıda okunuyor ve farklı bir tat bırakıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Marc Auge
Unvan:
Fransız Akademisyen, Antropolog, Yazar
Doğum:
Poitiers, Fransa, 2 Eylül 1935
Marc Augé 1935 yılında Fransa'nın Poitiers kentinde dünyaya geldi. Etnoloji disiplininde uzmanlaşmış seçkin antropolog, Paris'teki École des Hautes Études ve Sciences Sociales (EHESS) profesörü.

Marc Auge'nin amacı küreselleşmeyi teori etmek ve bir bütün olarak antropoloji disiplinini canlandırmaktır. Bu amaçla, romandan sentetik sonuçları "etno-romanlar" olarak tanımlayan bir takım yazı teknikleri kullanıyor.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 156 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 125 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.