Marc Auge

Marc Auge

Yazar
7.6/10
7 Kişi
·
16
Okunma
·
1
Beğeni
·
367
Gösterim
Adı:
Marc Auge
Unvan:
Fransız Akademisyen, Antropolog, Yazar
Doğum:
Poitiers, Fransa, 2 Eylül 1935
Marc Augé 1935 yılında Fransa'nın Poitiers kentinde dünyaya geldi. Etnoloji disiplininde uzmanlaşmış seçkin antropolog, Paris'teki École des Hautes Études ve Sciences Sociales (EHESS) profesörü.

Marc Auge'nin amacı küreselleşmeyi teori etmek ve bir bütün olarak antropoloji disiplinini canlandırmaktır. Bu amaçla, romandan sentetik sonuçları "etno-romanlar" olarak tanımlayan bir takım yazı teknikleri kullanıyor.
Okumayı ve tekrar okumayı bilmek gerekir, bir metinle kurulan ilişki canlıdır. Eskimeyen bir kitap, okuyucusunun her zaman bir şeyler bekleyip keşfedebileceği, böylece okuyucunun hâlâ yaşadığını ispatlayan, talihlerinin "ölene kadar" birleştiği kitaptır.
Yeni giysiler giyer gibi yeni kelimeler kullanırız. Kelimelerle konuşuruz ama kelimeler de bizden bahseder, hatta -ve özellikle- yalan söyledikleri zaman.
İnsanın özlediği şeyi istediği gibi değiştirmesi zordur şüphesiz. Hepimizin kafasında dönüp duran imgeler vardır; zaman zaman inatçı bir şekilde, nedensizce ve tesadüfen ortaya çıkarlar. Öyle çok önemli olaylarla ilgisi olması şart değildir, tarihlerini bile kesin olarak bilmeyiz. Ama buradadırlar işte. Takıntı değillerdir, ölçülü, ihtiyatlıdırlar ve onları düşünmek istemezsek ısrarcı olmazlar ama geri gelirler bir gün, sanki hâlâ mevcut olduklarını bize ispatlamak ister gibi: Bazı manzara görüntüleri, hızlıca gördüğümüz yüzler, yol kenarları, deniz kıyıları... Arkalarında bir hikâye olsa da, uzak ve neredeyse unutulmuş bir çocukluktan gelir. Ruhumuzun dehlizlerinde bunların ne anlama geldiğini, neyi gizlediğini çözmeye inat etmek yerine belki de onlarda ölüp gitmek istemeyen zamanın işaretlerini, kaybedilmiş bir geçmiş ile bilinmeyen bir gelecek arasındaki gizli geçişleri, değiştirdiğimiz ve kullanılmaya hazır özlemlerimizi bulabiliriz.
Dil kullanımı inceliklidir; şüphelerimizi, yanılsamalarımızı, en derin endişelerimizi ifade eder. Katlanmayı bildiğimiz şeyi istemek ya da onu sadece kabul etmek, yani kahramanlık ile bilgelik arasındaki ayrım çok ince ve önemlidir. Bu ikilem, insan toplumlarının en büyük ahlaki seçimlerinin temelindedir ve belki de bunların dağılmış izlerini dildeki kelimelerde arayıp bulmak boşuna değildir.
Kimim ben, önceleri kimdim? Kim var orada, kim o? Orada kim var? Sırada kim var? Neyim ben? Bir yanılsama, hatıra, bir noksanlık ya da arzu mu?
Antropoloji ile ilgili başlangıç kitabı olabilecek bir eser değil. Biraz daha mesafe katetmiş olanlar için tavsiye edilebilir. Ancak genel hatlarıyla "antropoloji " konusuyla ilgili olarak bilgi edinmek isteyenler okuyabilirler. Bu tarz konularda yabancı çevirilerin akademik düzeyde olabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak, seçici olmak gerekir.
Marc AUGE – Yaşsız Zaman
Ne yazık ki insanların zaman kavramı yaşı ile alakalıdır, diye düşünülür ama işte bu tabuyu yıkan bir eser ile karşı karşıyayız. Antropolog Marc Augé “Yaşsız Zaman" adlı kitabında yaşlılık kavramı üzerinden dünya bakışımızı değiştirmeye gelmiş.‘’İnsan yaşlanmayı kabul ederse iyi eder çünkü o alıngan bir hayvandır, kendisini tanımamazlıktan gelene sessizliğini pahalıya ödetebilir.’’ der Marc Auge… Zaman kavramı asla yaş ile ilgili değildir. Bu eser ile hayata her yaşta sımsıkı tutunmak gerektiğini gördüm ve yaşadım. Ve diyoruz ki; ‘’Düşmanım yaşlılık’’ Eserin başında çocuk iken baktığı kedinin gençlik ve yaşlılık arasındaki duygusunu insana empoze etmiştir ve çok ince şekilde anlatmıştır. Marc Auge bu konuda ne diyor bir kulak verelim bence; ‘’Kedi insan için bir metafor değil, ama zaman ile, yaşı hesaba katmamayı başaran bir ilişkinin sembolü olabilir. Zamanın içindeyizdir, bazı anların tadını çıkarır, kendimizi zamana yansıtır., onu yeniden icat eder, onunla oynarız. Zamanın kıymetini bilir, acele etmeyiz ya da geçip gitmesine izin veririz. Hayal gücümüzün hammaddesi zamandır. Yaş ise, geçen günlerin titizce hesaplanması, yılların sadece birbirine eklenmesidir ve biriken miktar dile getirildiğinde bizi şaşkınlığa düşürür. Yaş, her birimizi, en azından Batı’da, emin olduğumuz bir doğum tarihi ile genelde farklı olmasını dilediğimiz bir ölüm tarihi arasına sıkıştırır. Zaman bir özgürlüktür; yaş ise sıkıntı, bir zorlamadır. Kediler böyle bir baskıyı bilmez görünür.’’Bu kısmı okuduktan sonra kedi korkumu bile yendim ve komşumuzun kedisi ‘’ÇILGIN’’ı tüm içtenliğimle sevdim, dokundum (Kedi korkusuna sahip olduğum itirafını da yapmış olmanın dayanılmaz hafifliği) Eserde birçok yazarın da adı geçmekte ve yaş ile ilgili söylemleri anlatılmaktadır. Bu da ayrıca keyifli ve çok eğlenceli idi.Kesinlikle şöyle düşünüyorum, yaşlanmak yaş ile alakalı değildir. Yaşlanmak ruhsaldır ve asıl sıkıntı bedenen değil ruhen yaşlanmaktır. Ruhen yaşlanmamaya çalışmak ve her yaşın güzelliğini sonuna kadar yaşamak gerektiğini düşünmekteyim.70 sayfalık çok keyifli bir kitap idi ve sayfaları arada nefes almak adına açılıp, okunacak.
Herkese YAŞSIZ okumalar
Marc Augé kitabını etnik bir kurmaca olarak tanımlıyor ve bunun nedenlerini de kendisi ilk yazısında açıklıyor.

Bu anlatının dikkat çeken en önemli özelliği, aslında etrafımızda var olan ve fark ettigimiz ancak yokmuş davrandığımız insanlara dair kısa bir öykü olması. Anlatıdaki karakter gerçek bir karakter değil ama kendi içerisinde bu hayatı, bu duyguları yasayan gerçek insanların hayatlarına dair duruk tespiti.

Çok farklı bir Kitap bir çırpıda okunuyor ve farklı bir tat bırakıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Marc Auge
Unvan:
Fransız Akademisyen, Antropolog, Yazar
Doğum:
Poitiers, Fransa, 2 Eylül 1935
Marc Augé 1935 yılında Fransa'nın Poitiers kentinde dünyaya geldi. Etnoloji disiplininde uzmanlaşmış seçkin antropolog, Paris'teki École des Hautes Études ve Sciences Sociales (EHESS) profesörü.

Marc Auge'nin amacı küreselleşmeyi teori etmek ve bir bütün olarak antropoloji disiplinini canlandırmaktır. Bu amaçla, romandan sentetik sonuçları "etno-romanlar" olarak tanımlayan bir takım yazı teknikleri kullanıyor.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 16 okur okudu.
  • 23 okur okuyacak.