Seni akıl nimetiyle donatan, melekleri sana secde ettiren, seni bu dünyaya halife kılan, sırtına emaneti yükleyen Rabbin değil mi bütün bu varlıkları senin hizmetine sunan.
Sen zannediyor musun ki Yüce Mevlâ bütün bu varlıkları senin hizmetine sunmasaydı onlar sana hizmetkâr olacaktı?
İnsan, sahip olduğu ne varsa bunları Rabbinden bilip şükrettiği ve bu nimetlerin hakkını ödemek için gayret ettiğinde insanlığın gereğini yapmış olur. Ancak bu nimetleri vereni unutur da sahip oldukları imkânları kendisine aitmiş gibi düşünürse işte orada kötü sona giden bir kapıdan girmiş olur.
Kendine tarafsızca bakmanın yakıcı bir tarafı var. Hiç kolay değil. O yüzden zaten hayatımızın kaydını tutuyor Yaratan. Yoksa her şeyi künhüne kadar bilen O'nun huzurunda bile kendimizi savunmaya ve temize çıkarmaya çalışacağız utanmazca.
Çünkü insan, ancak mesul oldukça, sorumluluğunu idrak ettikçe şahsiyet kazanır. Kendi varlığını hisseder ve varoluşunun hazzına varır. Bir anlamda insan, "Mesulüm, o halde varım!" diyebildiği ölçüde var olur. Hepimizin, bütün dünya insanlarının bir mesuliyeti var. Çünkü insan olmak, mesul olmak demektir.