Yüreği istifa etti. Beyni onaylayıp yürürlüğe koydu. Ruhu özerklik talep etti. Ciğerleri ihtilal yaptı.
Olur muydu? Bir adama çok gelmez miydi? Bu ağırlığı kaldırabilir miydi?
Duygusal bir boşluk vardı ruhunda. Hissettiği yegane duygu korkuydu. Korku o kadar iktidarlı bir duygudur ki, onun varolduğu yerde diğer tüm duygular saklanır...
Kadir, kadına başını çevirip dikkatle baktı.
Zaman durdu.
Yer gök dondu.
Gök kubbe çöktü.
Yağız yer delindi.
Dağlar, ovalar dümdüz oldu.
Denizler, göller çekildi.
Kadir kadını tanıdı, hem de çok iyi tanıdı. Bu kadın Kadir'in ömrünce unutamadığı, hiçbir zaman kafasından, hayallerinden düşüncelerinden atamadığı Belgin'di.
Yanı başında ki küçük radyosunu açtı. Radyoda çalan şarkının nakaratında kendini buldu.
"Kitap okurum,
İçinde sen varsın.
Şarkı dinlerim içinde sen.
Oturdum ekmeğimi yerim.
Karşımda sen oturursun.
Çalışırım karşımda sen."
Şarkı, şu anki durumunu öyle iyi özetliyordu ki...