İşte bu noktada yazar, “Tam tersine, daha fazla öğrenelim” diyor. Ama öğrenirken mütevazı olalım. Kendinden aşırı emin insanlar, bilginin değişken tabiatını kavrayamıyorlar. Her canlı gibi fikirlerin de bir “son kullanma tarihi” varsa, bu dünyada dogmatik olmak, fanatik olmak, bir şeye sorgusuz sualsiz inanmak nasıl mümkün?
“Sessizliği gevezelerden, hoşgörüyü hoşgörüsüzlerden ve şefkatli olmayı katı kalpli merhametsizlerden öğrendim” der Halil Cibran. Ve fısıldar ardından: “Ne tuhaf ki hiçbir minnet duymuyorum bu öğretmenlere.”