İnsana peşin olarak verilen ne bedeni, ne ruhudur. Duadır, sadece ve sadece duadır insan müktesebatında mevcut bulunan peşinat. Dua demek, isteyeceğini sadece ve sadece Allah’tan isteme, isteyebilme gücü demektir. Doğru kişi, doğru netice için, doğru dille dua eder. Olunursa ancak meşrûiyyet dahilinde samimi olunabilir. Bir meşrû’, yani şer’an geçerli dil varsa, artık insanın sağlamlığını sözün sağlamlığından başka bir yerde arayamayız.
Yaptığı hiçbir işin hakkını vermeyen, adamlıktan nasipsiz sallabaşların adamdan sayılmasına imkan tanıdığı için Atatürk ölmedi, ölemedi. Atatürk’e can pompalayabilme gayesiyle “Atatürk yaşasaydı Refah Patili olurdu.” diyenler de ülkemiz ahalisi içinden çıktı. Simasına resmiyetin ve kanunların mutlak desteği sebebiyle rozetlerden, pullardan, paralardan aşina olduğumuz Atatürk 1938’den bugüne neden ölmedi? Çünkü Atatürk’ün canlı kalıp bir sandık veya kutunun kapağında oturması gerekiyor. Atatürk ölürse sandığa tıkılmış ne varsa taşar tehlikesini hissedenler var. Atatürk canlı kaldığı sürece kimsenin gücü bazı gizli kapakları kaldırıp millete ayna dağıtmaya yetmez. O mahut kapaklar Türkiye içinde ve dışında sayısı belki milyonlara varan insanın servetine, itibarına, iktidarına muhafızlık ediyor. Onlar servetlerine, itibarlarına, iktidarlarına sahip çıktığı müddetce Atatürk ölemez.