Özden Göksoy

Özden Göksoy
@OBGOKSOY
Gayet politik biri.. #coffeeadorer - ars longa vita brevis: BibliOsmia Harikayım ama güzel değilim. Günahkarım ama şeytan değilim. İyiyim ama melek değilim. MM
YTÜ Mimarlık Fak.
18 Mayıs
189 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Yaş almanın en kıymetli armağanlarından biri, yalnız kalmanın zarif ve dingin sanatını öğrenmektir. Bir zamanlar içimi huzursuz eden sessizlik, bugün en değerli lüksüm oldu. Ev sessiz… Mutfakta özgürce dans ediyorum, kimse bakmıyor, kimse yargılamıyor. Bazen de sadece duruyor, nefes alıyor ve var olmanın tadını çıkarıyorum. En iyi dostlarım; kendim, mis gibi kokan kahvem, içime dokunan bir film ve sınırsız özgürlüğüm. Çünkü yalnızlık bir eksiklik değil; ruhu besleyen bir zenginlik, kalbi sarmalayan derin bir huzurdur.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bazen insanlar hayatımıza bize nasıl seveceğimizi öğretmek için; bazen de nasıl sevmeyeceğimizi, nasıl yetinmememiz gerektiğini, bir daha asla küçülmememiz gerektiğini öğretmek için girer. Evet, bazen insanlar gider ama sorun degil, çünkü onların dersleri her zaman kalır ve önemli olan da budur. Geriye kalan da budur.
Okuyan, çok hisseden, yazan bir kadına aşık olma... Eğitimli, büyülü, hayalperest, çılgın bir kadına aşık olma. Düşünen, ne bildiğini bilen ve uçmayı da bilen; kendinden emin bir kadına aşık olma. Sevişirken gülen ya da ağlayan, ruhunu ete kemiğe büründürmeyi bilen; hele şiir seven (bunlar en tehlikelileridir), bir resmi yarım saat düşünen ve müziksiz yaşayamayan bir kadına aşık olma. Politikayla ilgilenen, asi olan ve haksızlığa uğramaktan büyük dehşet duyan bir kadına aşık olma. Televizyon izlemeyi hiç sevmeyen bir kadına. Ya da yüzünün veya vücudunun hatları ne olursa olsun, güzel olan bir kadına. Yoğun, eğlenceli, berrak ve saygısız bir kadına aşık olma. Böyle bir kadına aşık olmak isteme. Çünkü böyle bir kadına aşık olduğunuzda, sizinle kalsa da kalmasa da, sizi sevse de sevmese de, böyle bir kadından asla geri dönemezsiniz. Martha Rivera- Garrido
KIZKARDEŞLERİM BU MESAJ HEPİMİZE
Annem uyumuyordu. Yorgundu. Asabiydi, huysuzdu, kırgındı. Sürekli hasta olurdu. Ta ki bir gün, ansızın değişene kadar. Bir gün babam ona şöyle dedi: – Üç aydır iş arıyorum, ama bulamıyorum. Gidip arkadaşlarla takılacağım. Annem cevap verdi: – Peki, tamam. Ağabeyim dedi ki: – Anne, üniversitedeki tüm derslerden kaldım. Annem cevap verdi: – Sorun değil, telafi edersin. Etmezsen de dönemi tekrar edersin… ama okul harçlarını kendin ödersin. Kız kardeşim dedi ki: – Anne, arabayla kaza yaptım. Annem cevap verdi: – Tamam kızım, arabayı tamirciye götür, masrafları öğren, bu arada otobüs ya da metro kullanırsın. Yengesinden duyduğu ise şuydu: – Kayınvalidem, birkaç ay sizde kalmaya geldim. Annem cevap verdi: – Peki, salondaki kanepeye yerleş, dolaptan birkaç battaniye al. Hepimiz bir aradaydık ve annemizdeki bu tepkilere şaşkınlıkla bakıyorduk. Doktora gidip “Umurumda değil” adlı bir ilaç yazdırdığını, hatta bu ilacı fazla kaçırdığını düşündük. Onu bu tuhaf bağımlılıktan kurtarmak için bir müdahale planlamaya başladık. Ama sonra… Bizi etrafına topladı ve şöyle dedi: