Anladım ki:
İnsanlar; susanı korkak, görmezden geleni aptal, affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar. Oysaki; biz istediğimiz kadar hayatımızdalar.Göz yumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlar.
"Testi içinde ne varsa onu sızdırır.."
"...Zira dünya verdiğini alır, hibe ettiğini geri ister. Dünya, kendi uşağının birine gülerken diğerini ağlatır. Başkası için ağlayan kişi kendisi için ağlanır hâle gelir. Dünya bir eliyle verdiğini öteki eliyle geri alır. Bugün taç giydirdiği başı, yarın toprağa sokar. Dünya için, gidenin gidişi ile kalanın kalışı arasında fark yoktur. Dünya, kalan kişiyi gidenin yerine koyar; kalan kişinin, giden kişinin alternatifi olmasından dolayı memnun olur... "
Hükümdarlar bulundukları meclislerin tavanlarını nakış ve süslemelerle tezyin ederler, o tavana bakanlar da önce ferahlık ve rahatlık hisseder.
Ancak kişi tekrar tekrar baktığı zaman kendisine bıkkınlık gelir ve ilk baktığındaki ferahlık ve inşirahı hissedemez.
Ancak semâya bakmak böyle değildir.
Semâya bakan kişi hükümdar da olsa, avamdan biri de olsa gündelik hayatın sıkıntılarından usanıp oraya bakınca kalbini inşirah kaplar.