"Hiçbir şeyin lüzumsuz olmadığı bu dünyada güneş kaplanın, kuzunun, filin, sineğin, akrebin, kelebeğin, yılanın, güvercinin, tavşanın, aslanın, çiçeğin, meşe ağacının, dilencinin ve kralın üzerinde eşit derecede parıldar. Hastalık iyiyi, kötüyü, güçlüyü, zayıfı, akıllıyı, aptalı aynı şekilde vurur. Ne zaman mutlu olacağımız, ne zaman acılarla boğuşacağımız belli değildir. Ve yaşayan herkesi aynı son bekler. Ölüm."
"Hafıza nimetinden daha şaşırtıcı olan ise unutma nimetidir. Eğer unutma olmasaydı, insan yaşadığı kötü olayları hep hatırlayacağından teselli olamaz, üzüntü ve kederi hiç eksilmez, kin duyma hissi de hiç yok olmazdı. Aynı şekilde kişi öfkelendirici olan kötü olayları hatırladığı için, dünyevî şehvetlerin lezzetinden de istifade edemezdi. Zâlimler insanın hatalarını unutmaz, haset eden veya zarar veren kişi gittiği yoldan vazgeçmez ve kötülüklerinden hiç bıkmazdı. Şimdi birbirine zıt olan hatırlama ve unutma nimetini Allah'ın nasıl yarattığına bir bak! Bu ikisinde insanlar için ne kadar çok faydalar vardır!"
Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim.
Ve simdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın başından başlayabilirim.
Anladım ki:
İnsanlar; susanı korkak, görmezden geleni aptal, affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar. Oysaki; biz istediğimiz kadar hayatımızdalar.Göz yumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlar.
"Testi içinde ne varsa onu sızdırır.."