İnsan sayısız zerreden yapılmış ayrı bir âlemdir çünkü; onu kapsayan büyük âlemin süratine, o devasa âlemin mizacına göre şekle girer. Bazı şeylerin cevabı gibi ak ya da kara diye açıklanamaz insan. Ruhunun her hücresinde ayrı bir his, birbirine tezat temenniler, umutlar, korkular, kaygılar saklar. Bunun içindir ki, her ruh küfürle imanı, cennetle cehennemi, güzelle çirkini yan yana taşır. Mesele insanın ikisinin ortasında otururken hangisine gönül verdiğidir.
Anıları ağırlamakta mahirdi, anılar ne zaman kapısını çalsa kapıyı sonuna kadar açıp içeriye buyur ederdi onları. 'Mazi, farklı hatırlandığı için mi kutsaldı, yoksa sahiden geçmişe ait her şey güzel miydi?' Bunu düşündü.