Durdu Oğuzhan Kaya / Tarihin Göçü.
Bir genç adamla tanıştım. Adım Oğuzhan deyince, sosyal medyanın günceli olarak ben de Alparslan dedim gülüştük. Kahve eşliğinde gerçek tanışmamızı yaparken, karşımdaki gencin okumaya, araştırmaya meraklı, entellektüel bir zihne sahip, yaptığı işi hakkıyla yapmaya çalışan, günlük çözümlerden öte sistem çözümleri sunan bir anlayışa sahip olduğunu gördüm. Kitabından bahsetti, Imzalayıp, şahsıma hediye etti.
Kitap; kapağı, içeriği ve yazarı açısından ilginç bir eser olarak dikkatimi çekti. Kapağındaki gökdelenler, camii, martı ve ağaç fonu medeniyeti temsil ederken, önlerinde elinde, sırtında çantalarıyla deve eşliğinde yürümek zorunda kalan yolcular teması, kitabın ilginçliği hakkında bilgi vermektedir. Yazarın okuyucuyla sohbet havasında anlatmaya çalıştığı konular, yalnızca ülkemizin değil küresel anlamda bir dünya sorunudur.
Okullarda Kavimler Göçü anlatılırken millet olarak Asya'nın doğusundan çıkıp Avrupa içlerine kadar, at sırtında tarihi yolculuğumuzun bir medeniyet aktarması olduğunu, hatta bir çağı kapatıp yeni bir çağın açılmasına sebep olduğunu öğreniyoruz. Bugün de doğudan batıya, güneyden kuzeye doğru farklı güzergahlarla devam eden yolculuklardan bahsedebiliriz; bugünkü yolculuklar bir medeniyet taşımaktan öte medeniyete ulaşıp, rahat etme amacıyladır. Ne yazık ki yolcular hedef ülkeye varamadan ya yollarda ölüp gitmekte, ya da istemediği ülkede yaşamak zorunda kalmaktadır. Bunda kendini medeni olarak gören ülkelerin, göç gerçeği ile yüzleşmek istememelerinin payı büyüktür. Dün göç ettiği yerlere medeniyet götürerek o ülkelerin insanlarını yönetip, kurdukları devletlerle gündem olan milletimiz, bugün mazlum ve mağdur olan göçmenlerle evini, aşını paylaşmak zorunda kalmaktadır. Hatta kapasite üzerindeki göçmenler