Kürt edebiyatının çok parçalı yapısı onu zorunlu bir diyasporik edebiyat formuna sokmuştur. Edebiyatçılar anadillerinde yazamadıklan İçin anadillerinde yazabilecekleri yerlere göç etmişlerdir. Bu sadece anadilde yazma ve üretme kaygısıyla olan bir göç, bir gönüllü sürgünlük değildir, aynı zamanda aktif siyasetten ve siyasal alana maruz kalmaktan da kaçıştır. Siyasi alanda eylemekten kaçıp, anadilinde yazınsal üretim ile başka türlü bir siyasallık geliştirmektedir. Bu paradoksal durum sürgünün imkân haline dönüştürülmesiyle anlam kazanır. Casanova'ya göre "ulusallaştırılmış" uzamlardan çıkan yazarlar için sürgün neredeyse özerklikle eşanlamlıdır" ve "'s]ürgün, tehdit altındaki, özerkliğini ne pahasına olursa olsun korumaya kararlı bir yazarın en önemli 'silah'dır"