Ermenilerin yaptıkları tüm isyan ve katliam hareketleri karşısında Talat ve hükümet üyeleri oldukça makul bir tedbir olan
geçici göç kararım almışlardı. Gelinen noktada Ermenilerin mağduriyeti üzerinden oluşturulmak istenilen algıda, Talat baş şüpheli olarak gösterilmek istenmektedir. Ermeni iddialarım köpürten
metinlerin satir aralarına iddia edildiği gibi Talat’ın Ermenilerin
katledilmelerine dair emir vermesine yönelik herhangi bir resmi
belge ortaya çıkarılamamıştır.
Bütün feragat ve kahramanlığa rağmen, 93 Harbi olarak bilinen bu vakitsiz savaş Osmanlının aleyhine neticelenmiş ve milletçe çok acı günlere katlanılmıştır. Bu acı günler bir yana, Balkanlar'da yüzyıllardır devam eden Türk hâkimiyeti kaybolmuş, Türkler azınlık durumuna düşmüş ve tarihin kaydettiği büyük bir göç ile Balkan Türkleri, vatan bildikleri toprakları kitleler halinde terk etmişlerdir. Bu savaş sonunda Osmanlı, gerek batıda gerekse doğuda birçok yeri terk etmiştir.¹
Sadece 25 gram ağırlığındaki bu küçük kuş, birinin mesafesi diğerinin
yaklaşık iki katı olan iki farklı rota izler ve okyanusu tek seferde geçebilecek
bir uçuş performansı sergiler.
Bu uzun yolculuk, ciddi bir enerji yönetimi gerektirir. Okyanusu geçenler, göç
öncesi kütlelerini neredeyse iki katına çıkararak yağ depolar. Kuyrukkakan
için vücudunda depoladığı bu yağ, okyanus üzerindeki tek besin ve enerji
kaynağıdır.
Öyleydi, günün birinde bizden bir başkası gibi bahsederdi en yakınımızdakiler. Arkadaşlıklar, dostluklar, aşklar geride kalırdı. Bizimle ilgili tüm sıfatlar değişmiş, tüm yüklemler yerini terk etmiş, adımızın önündeki veya arkasındaki her şey bambaşka bir diyara göç etmiş olurdu sonunda. Bir zamanlar hayatımızın tamamını kaplayan insanların hikayelerinden, bizi tanımlayan ifadelerinden günün birinde uzak kalıyorduk ve en acısı da buydu. Çünkü ayrılık, sadece bir insandan değil, artık içinde olmadığımız bir hikayeden de mahrum kalmak demekti.