OguzHKilic

OguzHKilic
@Ogu_
Allah Allah ya!
Bir hususta pekala diyet ödeyen adamın sözlerinin haklı olduğu yıllar sonra ortaya çıksa ne olur? Bedel ödenmiş, kaymağını yiyen yemiş, konfora karşı emek kaybetmiştir. Bir kurum yıllarca yerinde saysa ve iş çalışan tarafından değersizleştirilse ne olur? Yoksa çalışan mı işveren tarafından önce değersizleştirilmiştir? Yönetim erki denetlemek hususunda boş mu vermiştir? Ne menem bir iştir? İşi icra ederken kurumsallığın nobran mesafesi ile onun dışında geçen yıllara değin, dost ahbap ilişkisinin, başka başka meselelerde en uçtaki samimiyeti, bana kalırsa toplumsal bir hastalığın bize sirayeti idi.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kimse gerçekle ilgilenmiyor.
Neredeyse unutuyordum!
Bedelini her daim ödemeyi göze alarak sonunu düşünmemeye borçluydum bunu. Bugün bu denli cüretkar olmamı akılla açıklamak pek mümkün değil duygularımı taşkın bir şekilde yaşayarak anlatıyordum meramımı.
Mühim!
Kimse hakkı teslim etmiyor önce herkes hakkını tazmin etmek istiyordu. Birkaç gün önce bir yerde duyduğum bir örneklik davranışta ise 60 yaşlarında bir kurye; " Birbirimize güvenmek zorundayız. "diyerek bizi öğüde mazhar kılıyordu. Oysa her biri otuzlu kırklı yaşlarda olan bu insanların birbirine güvenmeden yaşamayı kabul etmesi ne büyük bir hayal kırıklığı idi. Bir kısım ürettiği emeğin karşılığını almadığını düşünerek emeğini layığıyla yerine getirmekten sakınırken yönetim erki dediğimiz işverenler ise itibari para dediğimiz melaneti çalışanlarından sakınıyordu. Önce hangisi başlatmıştı?
Yaşamak; yazıp yazıp silmek ve kağıdı buruşturup bir kenara atmak atmak değildi..