Özetle Vanderberghe’in ifadesiyle, aslında “Habitus, toplumsal yapıların içselleştirilmesi veya içerilmesiyken, alan habitus’un dışsallaşması veya nesnelleşmesidir” (1999: 396). Sonuç olarak Bourdieu’nün bir toplumsal konumun içkin ve ilişkisel niteliklerini belirli bir hayat tarzı içinde ifade eden birleştirici bir köken olarak habitus kuramı, toplumsal alana eklemli bir “sembolik yapı”dan bahsederek klasik yapısalcılığın sınırlarını aşar. İçselliğin faillerin eylemlerinde dışsallaştığı habitus, işlevsel anlamda, toplumsal aktör/grubun pratikleri ve mülkiyetlerini bir araya getiren üslup birliğini aktaran teorik bir operatör olarak iş görür.