Çocukların hayatındaki yetişkinler olarak hayatta kalmamız, yani canlı ve gerçek yetişkinler olmamız, kendi duygularımızla, korkularımız, öfkemiz ve çaresizliğimizle temas edebilmemiz önemlidir. Böylece hem kendimizi hem de çocukları anlayabiliriz.
Çocuğun ne yaşadığını, yaşadıklarının ne anlama gelebileceğini ancak bu duyguları ele alabildiğimiz ölçüde tanıyabilir, anlayabiliriz. Bunun için yapılabilecek en önemli şey temas içinde olmak, ya da temas edilebilir bir mesafede kalabilmektir.