Dünya, her bir bireyin yalnızca kendi çıkarlarıyla ilgilendiği bir arenaya dönüşür. Ancak bu, ayni zamanda birleşme ve direniş için bir çağrıdır.
Yalnizca kolektif bir hareketle bu izolasyonu aşmak mümkündür.
Bugün, düşüncelerimiz ve hayallerimiz birer ticari mal haline geldi. Zihnimiz, dış dünyaya dair bağımsız bir perspektif üretmektense, sürekli pazara yönelik ürünler sunmakla meşgul.
Her bir birey, içine kapandığı kendi küçük kutusunda hapsolmuş; toplumsal ilişki ağları çözülmüş, yerini yalnızca her şeyin ekonomik değerinin ölçüldüğü bir dünya almış.
Kapitalizmin yalnızca maddi değil, zihinsel ve toplumsal bir yıkım da yarattığını,Bu bölünmelerin insanların benlik algılarını ve toplumsal ilişiklerini nasıl dönüştürdüğünü sorgulamamız gerekir.