Betül Yılmaz

Betül Yılmaz

, bir kitabı okumaya başladı
Zülfü Livaneli
7.8/10 · 36,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İçgüdüler birer ırksal anıdır aslında. Güzeel. Demek ki siz, ben ve hepimiz, bu anıları ana babamızdan alıyoruz. Onlara da kendi ana babalarından kalmış bu anılar. Demek oluyor ki, bunların kuşaktan kuşağa aktarılmasına yarayan bir araç ya da aracı var. İşte bu aracı, Weismann’ın “tohum plazması” diye adlandırdığı şeydir. Irkın tüm evriminin anılarını taşır bu nesne. Bu anılar soluk ve karışıktır ve çoğu kaybolmuştur. Ama bazı germoplazmalar çok ağır bir anı yükü taşımaktadırlar –ya da daha bilimsel konuşmak gerekirse, öbürlerinden daha ataviktirler
Bazı kişilerde dünyaya ikinci kez gelmiş oldukları duygusunu uyandıran birtakım deneylerin de aslında bu ikinci kişiliğin –ama benimki kadar güçlü olmayan bir ikinci kişiliğin– bir belirtisi olduğuna inanıyorum. Bu kişiler için son derece akla yatkın ve bir yerde anlaşılması kolay bir varsayım bu. Günlük yaşamlarında hiç görmedikleri sahneleri gördükleri, çok eskiden yapıldığı belli olan bazı şeyleri yaptıklarına değin anıları olduğu zaman akla gelen en kolay açıklama, daha önceden yaşamış olduklarıdır. Bence bu kişiler çok önemli bir yanılgıya düşüyorlar. Kendi içlerindeki ikiliğin farkına varamıyorlar. İkinci bir kişilikleri olduğunu bilemediklerinden, iki kez dünyaya gelmiş bir tek kişilikleri olduğunu sanıyorlar.
Hepimizin pek iyi tanıdığı o boşlukta düşme olayında hiçbirimiz yere çarpmayız. Yere çarpmak demek, öbür dünyayı boylamak demektir çünkü. Ağaçgezen dedelerimiz arasında düşüp de yere çarpmış olanlar hemen ölmüşler elbette. Bu düşüşün getirdiği şok onların da beyin hücrelerinde yer etmiştir kuşkusuz; ne var ki hemen öldükleri için çoluk çocuğa karışıp da bu değişimi onlara aktaracak fırsatları olmamıştır. Bizler, düşüp de yere çarpmayan ağaçgezenlerin yeni kuşaklarıyız; onun için de düşlerimizde yere çarpmadan uyanırız.
Hepimizin pek iyi tanıdığı o boşlukta düşme olayında hiçbirimiz yere çarpmayız. Yere çarpmak demek, öbür dünyayı boylamak demektir çünkü. Ağaçgezen dedelerimiz arasında düşüp de yere çarpmış olanlar hemen ölmüşler elbette. Bu düşüşün getirdiği şok onların da beyin hücrelerinde yer etmiştir kuşkusuz; ne var ki hemen öldükleri için çoluk çocuğa karışıp da bu değişimi onlara aktaracak fırsatları olmamıştır. Bizler, düşüp de yere çarpmayan ağaçgezenlerin yeni kuşaklarıyız; onun için de düşlerimizde yere çarpmadan uyanırız.