Bayram / ŞEVİK

Bayram / ŞEVİK
@Okumak_huzurdur
Insan sevilmekten çok anlaşılmayı ister... Dünya kitap kokmalı çiçek böcek yanında. eşantiyon olmalı
Yazar
Kâğıt lar üzerinde imzalar ve damgalar belirledi seviyemi
71 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Zan bitti
İnsan sevdiğine değer verir. Zaman ayırır. Bir kelimeyi bile esirgemez. Ben bunu geç öğrendim.Sen herkese müsaitken bana hep meşguldün. Benimle konuşmaya değil, beni oyalamaya yetecek kadar vardın. Bir zamanlar buna kader dedim, alın yazım dedim… Hatta kendimi kandırıp “belki böyledir” diye sustum. Ama meğer kader değilmiş; sadece benim tek taraflı inancımın sessiz çöküşüymüş.Ben çok inandım. Sen hiç inanmadın. Ben bağırdım içimden, avaz avaz… Sen sustun.nSustuğun her an, içimde bir şey daha öldü. Ve ben o sessizliği anlamaya çalıştıkça kendimi kaybettim.Meğer benim hatam seni kendimde görmekmiş. Sanki aynı yerden kırılmışız gibi davranmak… Sanki aynı cümlede buluşacakmışız gibi beklemek… Oysa senin hikâyende ben bırak kelimeyi, nokta bile değilmişim.Ben kelimelerle geldim, sen suskunlukla karşılık verdin. Ben anlamaya çalıştım, sen saklanmaya devam ettin. Ve bir gün fark ettim: Sessizliğini çözmeye çalışırken kendi sesimi kaybetmişim.Şimdi biliyorum… Bazı insanlar seni sevdikleri için değil, senin sevme biçimini kullanabildikleri için hayatında duruyor. Ben durdurdum. Sen geçip gittin. Ve bu defa arkamdan kapıyı sessizce ben kapatıyorum. Bitti sana olan her duygum. Bitti zannetiğim her şey.
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kendi potansiyelini keşfeden insanın başı ağrımaz; başını ağrıtan, hâlâ ne istediğini bilmeyenlerin etrafında oluşu.
Duygu ve Düşünce
Kontrolünü kaybetmiş duygular, Bir gün gelir, seni de yaralar. Ben bunu geç öğrendim. Belki de en başından beri bildiğim bir gerçeği görmezden geldim.Çünkü insan, inandığı bir ihtimal uğruna kendini kandırmayı iyi bilir. Ben de öyle yaptım. Olacağına o kadar çok inandım ki, sensiz geçen zamanı saymadım bile. Günleri değil, seni bekledim. Dakikaları değil, anıları tuttum elimde. Sanki geçmiş, geleceğin garantisiymiş gibi.Ama duygular… Duygular bazen insanın en büyük düşmanı olur. Kontrolü kaybettiğinde, seni taşımaz; seni tüketir. Ve sen fark etmeden, içindeki en sessiz yerleri bile kanatır.Ben de kanadım. Sessizce. Kimseye göstermeden. Gururuma dokunmadan. Çünkü benim savaşım hep içimdeydi.Şimdi anlıyorum: Bazı yaralar başkasından değil, kendi kalbinden gelir. Ve insan, en çok kendi verdiği zararın altında ezilir.
Hayata Dair
Ne helal edebiliyorum… Ne haram diyebiliyorum. İçimde bir yer, “kalbime ettiğin eziyet haram olsun” diye bağırıyor. Ama aklım hemen karşı çıkıyor: “Onun suçu değil… Sen istedin sevmeyi.”Ve ben ikisinin arasında sıkışıp kalıyorum. Kalbim intikam istiyor, aklım adalet. Kalbim “bunu hak etmedim” diyor, aklım “ama o da senden bir şey istemedi ki” diye cevap veriyor.Belki de mesele o değil… Belki mesele, kendime kızmam. Bu kadar içten, bu kadar derinden, bu kadar hesapsız sevmeyi seçtiğim için. Kendimi korumadığım için. Bir ihtimali gerçek sanacak kadar saf kaldığım için.O yüzden haram diyemiyorum. Çünkü haram demek için nefret lazım. Ben nefret etmiyorum. Sadece yoruldum. Sadece kırıldım. Sadece “keşke böyle olmasaydı” diyorum.Helal de edemiyorum. Çünkü helal demek için içimde bir huzur olması gerek. O huzur yok. Yerinde bir sızı var. Sitem var. Gurur var. Ve kabullenmeye çalışan bir akıl var.Belki de en doğrusu şu: Ne helal, ne haram… Sadece bitti. Sadece içimdeki kapı yavaşça kapandı. Ses çıkarmadan. Kırmadan. Ama bir daha açılmayacak...
Duygu ve Düşünce
Bekliyorum işte
Bekliyorum… Neyi beklediğimi bilmeden. Neden beklediğimi bilmeden. Sanki içimde görünmez bir el, “dur” demiş de ben de o duruşa sadık kalıyorum.Zaman akıyor, ben akmıyorum. Günler geçiyor, ben geçmiyorum. Bir şey olacakmış gibi hissediyorum ama ne olacağını tarif edemiyorum. Belki bir ses, belki bir yüz, belki bir cümle… Belki de hiçbir şey.İnsanın içini en çok yoran şey, belirsizlik değil aslında. Belirsizliğe rağmen hâlâ umut taşıması. Ben de taşıyorum işte. Kendime bile itiraf edemediğim bir umudu, adını koyamadığım bir ihtimali, gelmeyeceğini bildiğim bir dönüşü.Bazen diyorum ki: “Ne bekliyorsun Bayram? Kimden ne umuyorsun?” Cevap yok. Sadece içimde bir kıpırtı… Sanki biri kapıyı çalacakmış gibi, sanki bir mesaj gelecekmiş gibi, sanki bir şey değişecekmiş gibi.Ama hiçbir şey olmuyor. Ben yine bekliyorum. Bekledikçe içimde bir şey ağırlaşıyor, ağırlaştıkça daha çok bekliyorum.Belki de ben beklemeyi bırakınca gelecek olan şey, beklediğim şey değildir. Belki de beklediğim, kendimden bir haberdir.Ama yine de… İçimde bir yer, inatla fısıldıyor: “Dur. Bir şey olacak.”Ve ben o fısıltıya teslim olup, ne olduğunu bilmeden, neden olduğunu anlamadan, Yine de bekliyorum.
Duygu ve Düşünce