Bütün dünyayı sen sandım.
Sen olmadığını öğrenince, seni ne kadar sevdiğimi anladım..."
İnsan bazı sevgileri bir insana ait sanıyor.
Bir yüze... Bir sese... Bir isme...
Sonra yıllar geçiyordu, günler de…
Hayat, insanın elinden bir şeyleri alıyor. Bazı hayaller yarım kalıyor. Bazı yollar beklenildiği yere varmıyor. Bazı sevdalar ise insanın avuçlarının arasından sessizce kayıp gidiyor.
İşte o vakit insan durup geriye bakıyor.
Ve anlıyor.
Aslında sevdiği şeyin bir insan olmadığını...
Çünkü bazı sevdalar vardı ki; adı bir insan değildi.
Bir bayrakta dalgalanırdı.
Bir armada yaşardı.
Bir hatırada nöbet tutardı.
Kimi zaman beşinci sınıfta bir çocuğun avucuna bırakılan küçük bir arma olurdu.
Kimi zaman gecenin en sessiz saatlerinde, insanın elinde sıkı sıkı tuttuğu bir rütbe...
Kimi zaman ise yıllar geçse de içinden eksilmeyen bir aidiyet.
Bu yüzden bazı sevgiler yalnızca aşk kokmazdı.
İçinde sadakat vardı.
Fedakârlık vardı.
Onur vardı.
Ve insan bütün kayıplarına rağmen dönüp aynı yere bakabiliyorsa, bunun sebebi vazgeçemediği bir sevdaydı.
Belki de bu yüzden bazı cümleler insanın içine işliyordu.
"Vatan sağ olsun."
Çünkü o cümlenin içinde yalnızca acı yoktu.
Teslimiyet vardı.
Sabır vardı.
Bir milletin yükünü omuzlarında taşıyanların sessiz duruşu vardı.
Ve belki de o yüzden bir başka cümle, yıllar geçse de insanın yüreğinde aynı ağırlıkla yankılanıyordu:
"Vatan size minnettardır."
Bazı sevgiler bir insana duyulmazdı.