Fakat sorgu, en kötüsü değildi. En kötüsü, sorgudan sonra hiçligime, içinde aynı masanın, aynı yatağın, aynı lavabonun, aynı duvar kağıdının bulunduğu aynı odaya geri dönmekti.
Yapacak hiçbir şey yoktu, duyacak hiçbir şey yoktu, görecek hiçbir şey yoktu, her yerde ve sürekli olarak insanın çevresinde hiçlik, zamandan ve mekandan mutlak anlamda yoksun bir boşluk vardı. İnsan bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu ve onunla birlikte düşünceler de bir aşağı bir yukarı, bir aşagı bir yukarı gidip geliyordu, sürekli gidip geliyordu.
O anda biliyordum ki, kazanma hırsıyla yanıp tutuşan bu çılgın, bütün servetini mal olsa bile, bir kez olsun tek bir parti kazanıncaya kadar oynayacak, oynayacak, oynayacaktı.